Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk. Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A 34732 Kadıköy, İstanbul

TÜRKLİM ERHAN ÇİLOĞLU

ERHAN ÇİLOĞLU / YILPORT HOLDİNG Co-CEO

JEOPOLİTİK FIRTINADA TİCARETİN ROTASI: TARİFELER VE YAPTIRIMLARIN GÖLGESİNDE KÜRESEL LOJİSTİK VE LİMANLARIN GELECEĞİ

Küresel ticaret, son 7 yılda yaşanan Amerika-Çin Ticaret Savaşı, küresel boyuttaki Covid-19 pandemi süreci, su yollarında yaşanan Süveyş Kanalı Ever Given kazası, Panama Kanalı’nın susuzluktan kaynaklanan kapasite sorunlarının yarattığı dengesizlikler sonucu denge arayışına girmişken; Rusya-Ukrayna Savaşı ve İsrail-Filistin Savaşı ile son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, ekonomik yaptırımlar ve korumacı politikalar nedeniyle önemli bir kırılma döneminden geçmektedir. Bu dönemde, uluslararası ticaretin omurgasını oluşturan lojistik ağları ve limanların bu tür dışsal şoklar karşısında nasıl yeniden şekillendiğini anlamaya gayret etmekteyiz. Bunun yanında, hızına yetişemediğimiz teknolojik gelişmelerden kaynaklanan lojistik stratejilerindeki yön değişimleri, tedarik zinciri yaklaşımlarındaki evrim ve liman altyapılarındaki dijitalleşme ile dirençlilik odaklı bir dönüşüm sürecinden geçmekteyiz.

Son on yılda jeopolitik tansiyonun giderek artması, küresel ticaretin kırılgan yapısını daha görünür hâle getirmiştir. Özellikle büyük güçler arasındaki ekonomik çekişmeler, bölgesel çatışmalar ve pandeminin kalıcı etkileri, sadece ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda lojistik altyapıların işleyiş mantığını da kökten değiştirmiştir. Uluslararası taşımacılık ve liman işletmeciliği, artık verimlilik ve maliyetin yanı sıra güvenlik, çeviklik ve stratejik uyum kriterleriyle değerlendirilmekte ve yeniden yapılandırılmaktadır.

Jeopolitik gerilimlerin ticaret üzerindeki etkileri artık geleneksel sınırlardan taşmış vaziyettedir. Bugün itibarıyla, ticaret sadece ürün hareketliliğini değil; aynı zamanda veri akışını, enerji güvenliğini ve siber altyapıları da kapsayan çok boyutlu bir güvenlik meselesine dönüşmüş durumdadır.

2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, enerji piyasalarıyla birlikte Karadeniz üzerinden geçen tahıl taşımacılığını da aksatmış ve alternatif limanların (örneğin Romanya’daki Köstence Limanı) önemini artırmıştır. Benzer şekilde, 2023-2024 döneminde Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik krizleri, Süveyş Kanalı'nın işlevini geçici olarak zayıflatmış ve ticari gemilerin Afrika’nın güneyine yönlendirilmesine neden olmuştur. Bu tür rota değişiklikleri, taşıma maliyetlerini ortalama %25 ila %40 oranında artırmış ve teslimat sürelerinde haftalık gecikmelere yol açmıştır. Özellikle Amerika ile Çin arasında başlayan Ticaret Savaşları, günümüzde Amerika’nın gümrük tarife düzenlemeleri ile ülke bazında ticareti vergilendirme sistemi, ‘nearshoring’ kavramının evrim geçirmiş hali ‘friendshoring’e dönüşmesine sebep olmuştur. ‘Nearshoring’ ülkelerin yakın bölgelerinden tedarik zincirlerini ve ticari ilişkilerini düzenlemelerine hız katmışken, son dönemde ülkelerin ‘nearshoring’ yanında bir de dost ülkelere yönelmeleri, global anlamda kutuplaşma yaratmış ve lojistik-tedarik ağlarının yeniden şekillenmesine yol açmıştır.

Nitekim ABD'nin Çin'den yaptığı ithalatın oranı 2021'e göre 2023'te %21'den %16'ya düşerken; Meksika ve Vietnam gibi ülkelerin payları ciddi artış göstermiştir. Bu durum, özellikle liman altyapısı ve ulaştırma koridorları üzerinde yeni yatırımların önünü açmakta ve yeni ticaret eksenlerinin oluşmasına neden olmaktadır.

Ekonomik yaptırımlar, yalnızca hedef ülkenin doğrudan ihracatını etkilemekle kalmayıp taşımacılıkla bağlantılı diğer birçok unsuru da kapsamaktadır. Gemi sigortaları, finansal işlemler, liman hizmetlerinden yararlanma hakları ve tedarik ekipmanlarının erişimi gibi çok sayıda dolaylı başlık, operasyonel riskleri artırmaktadır.

Örneğin, Amerika’nın Çin yapımı gemilere uygulayacağını ifade ettiği ekstra vergilerin, gemi filolarının tekrar düzenlenmesine ve Amerika’ya servis veren firmaların oranlarının değişmesine sebep olacağı öngörülmektedir.

Bir başka örnek, Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrasında birçok küresel lojistik firmasının Karadeniz üzerinden taşıma yapmaktan kaçınmış ve alternatif olarak Hazar Denizi geçişli rotalara yönelmiş olmasıdır. Bu durum, Orta Koridor olarak bilinen Türkiye-Kafkasya-Orta Asya-Çin hattının jeostratejik önemini yeniden gündeme getirmiştir.

Bütün bunların yanında teknolojinin hızla değişmesi ve gelişmesine paralel olarak, modern limanlar artık yalnızca yükleme ve boşaltma işlemlerinin yapıldığı alanlar değil; aynı zamanda dijitalleşmiş veri merkezleri, stratejik enerji geçiş noktaları ve siber altyapıların güvenlik üssü haline gelmiştir. Özellikle Avrupa’da yeşil mutabakat çerçevesinde karbonsuzlaştırma hedefleri doğrultusunda birçok limanda shore-to-ship enerji altyapıları yaygınlaştırılmakta, konteyner terminalleri otonom sistemlerle entegre edilmektedir.

Rotterdam ve Hamburg gibi öncü limanlar, yapay zekâ destekli liman planlama sistemleri ve blockchain tabanlı belge süreçleri ile dijital geçişte örnek teşkil etmektedir. Bu dönüşüm, sadece operasyonel verimliliği değil, aynı zamanda limanların kriz anlarında gösterdiği esnekliği de artırmaktadır.

Peki Türkiye bu gündemde nelere odaklanmalıdır? Coğrafi konumuyla doğu-batı ve kuzey-güney ekseninde önemli bir lojistik kavşak noktası olan ülkemizin, bu potansiyelin sürdürülebilir bir avantaja dönüştürülmesi noktasında, yapısal reformlar ve yatırım önceliklendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Mega liman projelerinin desteklenmesi ve mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, dijital gümrük altyapılarının yaygınlaştırılması ve lojistik serbest bölgelerin etkin çalıştırılması bu bağlamda kritik önem taşımaktadır.

Ayrıca, Türkiye’nin enerji ve yük koridorlarında stratejik çeşitlilik sağlaması; Karadeniz üzerinden Romanya ve Bulgaristan limanlarına, doğudan ise Azerbaycan ve Hazar geçişli Orta Koridor'a entegrasyonu, jeopolitik kırılganlıklar karşısında avantaj yaratacaktır.

Küresel ticaret, artık sadece arz-talep dengesiyle değil, jeopolitik denklemler ve teknolojik adaptasyonlarla şekillenmektedir. Lojistik sistemlerin yeniden yapılandırılması, daha dirençli, çevreci ve akıllı altyapıların inşasını zorunlu kılmaktadır. Limanlar, bu yeni düzende sadece taşıma merkezleri değil, aynı zamanda stratejik karar merkezleri olarak konumlanarak ticaretin yeni pusulasını oluşturmaktadır.

Bu dönüşüm sürecinde hem devletlerin hem özel sektörün esnek, öngörülü ve dijitalleşmeye açık bir perspektifle hareket etmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Erhan ÇİLOĞLU

Co-CEO

YILPORT Holding

Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul