Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
TÜRKİYE’NİN DEMİRYOLU VE LİMANLARLA KÜRESEL KORİDORLARA ENTEGRASYONU
Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan siyasi kutuplaşmalar, ticaret savaşları, pandemi sonrası ekonomik yönelimler ve tedarik zinciri kırılmaları, ülkeleri üretim ve lojistik stratejilerini yeniden düşünmeye zorlamıştır. “Kendi ülkemde ne üretebilirim?” ve “Komşu ülkelerden hangi üretimleri sağlayabilirim?” gibi soruların etrafında şekillenen bu yeni yaklaşımlar, dünya genelinde alternatif lojistik koridorlarının oluşumunu hızlandırmıştır.
Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi sürdürülebilirlik eksenli politikalar ise, sadece lojistiğin değil, üretimin de karbon ayak izi odaklı yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Tüm bu gelişmeler, Türkiye için hem üretim hem de taşımacılık alanlarında büyük fırsatlar yaratmaktadır. Türkiye artık sadece bir üretim üssü değil; lojistik ve transit geçişlerin alternatif merkezi olma potansiyeliyle öne çıkmaktadır.
Küresel ticaretin batı-doğu hattında şekillenen ana akışı artık çok merkezli ve çok güzergahlı hale gelmektedir. Bu çerçevede Türkiye’nin de yer aldığı Orta Koridor (Trans-Hazar Doğu- Batı Orta Koridoru Girişimi), Çin'den Avrupa’ya uzanan ve Rusya’dan geçmeyen en güvenli, kısa ve çevreci rota olarak öne çıkmaktadır.
• Orta Koridorun avantajı, siyasi istikrar ve altyapı yatırımlarının artmasıyla birlikte Çin- Avrupa taşımalarının daha düşük riskle ve daha hızlı gerçekleşmesini sağlamasıdır.
• Türkiye bu koridorda hem üretim hem de taşıma noktası olarak lojistik merkez rolünü üstlenebilecek benzersiz bir konumdadır.
Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için Türkiye’nin doğudan batıya ve kuzeyden güneye uzanan demiryolu altyapısını güçlendirmesi, komşu ülkelerle entegre bağlantılar kurması ve liman entegrasyonunu tamamlaması gerekmektedir.
Son yıllarda Rusya-Ukrayna savaşı, Batı'nın yaptırımları ve Asya merkezli ticaret yönelimi, Rusya-Çin ekseni üzerinden yürütülen lojistik operasyonlarda önemli kırılmalara yol açmıştır. Bu gelişmeler, Çin'in küresel tedarik hatlarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırmış ve Orta Koridoru alternatif olarak öne çıkarmıştır.
Türkiye, bu eksendeki yeniden yapılanmada:
• Jeopolitik konumuyla karasal bir geçiş köprüsü,
• Lojistik çeşitliliği ve altyapısıyla dengeleyici bir oyuncu,
• Avrupa ve Orta Asya pazarlarına erişim kolaylığıyla çekim merkezi rolünü üstlenebilir.
Körfez ülkeleri, özellikle BAE ve Suudi Arabistan, ekonomik çeşitlendirme hedefleri doğrultusunda lojistik altyapı yatırımlarını artırmakta, Orta Doğu’yu Avrasya lojistik haritasının ayrılmaz bir parçası haline getirmektedir.
Irak üzerinden Basra Körfezi’ni Türkiye’ye bağlayacak olan ve kamuoyunda “Kalkınma Yolu” olarak bilinen yeni demiryolu ve otoyol projesi, Körfez-Avrupa bağlantılarında Türkiye’yi vazgeçilmez bir transit ülke haline getirecektir.
Ancak, halen Irak ile doğrudan bir demiryolu bağlantımız bulunmaması, bu potansiyelin hayata geçmesinin önündeki en temel yapısal engeldir. Bu eksiklerin giderilmesiyle Körfez ülkelerinin ihracat taşımaları Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönlendirilebilir.
Global üretim ve taşımacılık ağları yeniden şekillenirken Türkiye, bölgesel istikrarı, üretim gücü ve altyapı olanakları sayesinde “alternatif lojistik merkezi” olarak değerlendirilmektedir.
Bu rolün sürdürülebilir şekilde gelişmesi için:
• Mevcut demiryolu altyapı geometrisinin (kurplar, eğimler,) daha ekonomik bir taşıma yapılmasına imkan sağlayacak şekilde belirli bir program kapsamında iyileştirilmesi,
• Demiryolu yük taşımacılığı altyapısının hızla modernize edilmesi,
• Ana limanların tamamının demiryolu bağlantısıyla entegre edilmesi,
• Özel sektörün katılımını artıracak yeni işletme modelleri ve teşvik mekanizmalarının oluşturulması,
• Lokomotif sayısını hızla arttırılması, (özellikle elektrikli lokomotif).
• Özel sektörün yatırıma teşvik edilerek, Demiryolu Tren İşletmecilerinin sayısının artması ve bu sayede kamu üzerindeki yatırım baskısının azaltılması,
• Yatırım yapacak özel sektör oyuncularına uzun vadeli, düşük faizli Türk Lirası kredi ile operasyonel teşvikler sağlanması,
• Demiryolu yatırımlarının stratejik yatırımlar kapsamına alınması ve bu statüde değerlendirilmesi
• Yapılacak hızlı tren hatlarının yalnızca yolcu için değil yük taşımasına da uygun olarak yapılması öne çıkan gerekliliklerdir.
Bu sayede Türkiye, hem Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerine daha hızlı uyum sağlayabilecek hem de enerji verimliliği ve düşük karbon ayak izi sayesinde çevreci taşımacılıkta örnek ülke konumuna yükselebilecektir.
Lojistik sadece taşımacılık değil, aynı zamanda ticaretin, üretimin ve kalkınmanın stratejik altyapısıdır. Türkiye, Orta Koridordan Körfez’e, Çin’den Avrupa’ya uzanan yeni küresel ağda demiryolu taşımacılığıyla merkezde yer alma şansına sahiptir.
Gerekli yatırımların yapılması, politik istikrarın sürdürülmesi ve bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesi halinde Türkiye; sadece bir köprü değil, başlı başına bir lojistik destinasyon haline gelecektir.
Onur Küçükakdere
DTD YK Başkanı
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul