Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk. Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A 34732 Kadıköy, İstanbul

TÜRKLİM ONUR SABRİ DURAK

ONUR SABRİ DURAK / PEKING UNIVERSITY, SCHOOL OF LAW, VISITING PROFESSOR SHANGHAI JIAOTONG UNIVERSITY, KOGUAN SCHOOL OF LAW, CENTER FOR POLAR AND DEEP OCEAN DEVELOPMENT, RESEARCHER

AMERİKA-ÇİN TİCARET SAVAŞLARI:

MİLLETLERARASI TİCARET HUKUKU, DTÖ VE LİMANLAR HUKUKU PERSPEKTİFİNDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER

Anahtar Kelimeler: Ticaret ve tarife savaşları, DTÖ, liman hukuku, milletlerarası ticaret, Türkiye limanları

Giriş

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında 2018 yılından itibaren yaşanan ticaret ve tarife savaşları, milletlerarası ticaret hukuku sisteminde köklü bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu gelişme, iki büyük ekonomi arasındaki ikili anlaşmazlığın ötesinde, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal ticaret düzeninin kabul edilegelmiş paradigmalarını sorgulayan sistemik bir krize de işaret etmektedir. Ticaret savaşları, milletlerarası ticaret hukukunun klasik teorilerini derinden etkilemiş, karşılaştırmalı üstünlükler prensibi ve serbest ticaretin refah artırıcı etkilerine yönelik bu meydan okuma, “en çok kayırılan ulus” ve “ulusal muamele” gibi temel ilkelerin ihlal edilmesine yol açmıştır. 2025 yılı Ocak ayı itibariyle bu süreç dramatik bir tırmanış yaşamış, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı tarifeler %51.1’e, Çin’in ABD mallarına uyguladığı tarifeler ise %32.6’ya ulaşmıştır (Peterson Institute for International Economics, 2025).

Bu çalışmanın amacı, ticaret savaşlarının küresel liman işletmeciliği ve milletlerarası ticaret hukuku sistemi üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Özellikle Dünya Ticaret Örgütü’nün uyuşmazlık çözüm mekanizmasının etkinliği, konteyner taşımacılığında yaşanan kriz ve liman hukukunun bu değişimlere adaptasyonu, çalışmada göz önüne alınmıştır.

1. Ticaret Savaşlarının Gelişimi ve Güncel Durum

Amerika-Çin ticaret ve tarife savaşları, 2018’de Başkan Trump’ın ilk döneminde başlamış, Başkan Biden yönetimi döneminde büyük ölçüde korunmuş ve 2025’te Trump’ın ikinci döneminde yeni boyutlar kazanmıştır. Trump, 8 Mart 2018’de yerli üreticileri korumak amacıyla Çin'e yönelik demir ve çelik ürünlerinde tarifeler uygulayacağını duyurmuş, bu hamle “uluslararası ekonomiden çekilmek yerine, ihracat odaklı üretimden yerel pazar odaklı üretime geçişi teşvik eden tersine küreselleşme politikasının bir parçası” olarak değerlendirilmiştir (Kaya, 2019).

2025 yılında süreç kritik bir dönüm noktasına gelmiştir. Trump, 1 Şubat 2025’te Uluslararası Acil Durum Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) yetkisini kullanarak fentanyl krizi gerekçesiyle ulusal acil durum ilan etmiş ve Çin’e %10, Kanada ve Meksika’ya %25 tarife uygulamıştır (Tax Foundation, 2025). Bu tarifeler kademeli olarak artırılmış, Nisan ayında ABD’nin Çin’den ithalatına %145’e varan tarifeler uygulanırken, Çin de ABD mallarına %125 tarife ile karşılık vermiştir (CNBC, 2025).

12 Mayıs 2025’te ABD ile Çin arasında Cenevre’de yapılan görüşmeler sonrasında iki ülke arasında, tarife savaşlarına ilişkin olarak 90 günlük bir “ateşkes anlaşması” imzalanmıştır. Bu anlaşma ile ABD tarifeleri %30’a, Çin tarifeleri ise %10’a düşürülmüştür (NPR, 2025; The White House, 2025). 30 Mayıs 2025’te Başkan Trump’ın, Çin’in, Cenevre Anlaşması’nı ihlal ettiğini beyan etmesi (Time), iki ülke arasındaki ateşkesin ne kadar zayıf temellere dayandığını bir kez daha göstermiştir.

Uygulanan tarifeler, 2025’te ABD hane halkı için ortalama 1.183 dolarlık ek vergi yükü anlamına gelmektedir (Tax Foundation, 2025). Küresel refah kayıpları %1,2, ABD için %2 olarak öngörülürken, ABD-Çin arasındaki doğrudan ticaretin %90 oranında düşmesi beklenmektedir (CEPR, 2025). VOA Türkçe’nin analizine göre, “ABD’nin Çin ile ticaret açığı yıllık yaklaşık 500 milyar dolara ulaşmış, ancak Trump yönetimini en çok rahatsız eden konu, Amerikalı şirketlerin fikri mülkiyetlerinin çalındığı iddiası” olmuştur (VOA Türkçe, 2019).

2. DTÖ ve Milletlerarası Ticaret Hukuku Sisteminde Devam Eden Kriz

Amerika-Çin ticaret savaşları, milletlerarası ticaret hukukunun kabul edilegelmiş paradigmalarının sistematik bir ihlali niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda, modern uluslararası ticaretin temel prensipleri olan ticaret serbestisi, en çok kayırılan devlet statüsü ve ayrımcılık yapmama ilkeleri ciddi şekilde ihlal edilmektedir (Kayıhan, 2024). Çin, DTÖ nezdinde yaptığı şikayetlerde, ABD’nin uygulamaya koyduğu tedbirlerin, GATT 1994’ün çeşitli maddeleri, Gümrük Değerleme Anlaşması ve Sübvansiyonlar ve Denkleştirici Tedbirler Anlaşması ile tutarsız olduğunu iddia etmektedir.

Dünya Ticaret Örgütü, çok taraflı ticaret sisteminin hukuki ve kurumsal organı olarak, hükümetlerin iç ticaret mevzuatını düzenlemesi, milletlerarası ticaret sistemi ile uyumlulaştırması ve ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi için platform sağlamaktadır (T.C. Ticaret Bakanlığı, 2025). GATT’tan DTÖ’ye geçiş, milletlerarası ticaret hukukunun evrimini temsil etmekte, “GATT yalnızca mal ticaretini kapsarken, DTÖ hizmetler ticareti ve fikri mülkiyet haklarını da düzenlemektedir” (Kayıhan, 2024).

Uyuşmazlıkların Çözümüne Dair Mutabakat Metni, DTÖ Anlaşmalarının ayrılmaz parçasıdır ve tüm üye devletler için bağlayıcıdır (Canbeldek Akın, 2014). DTÖ’nün uyuşmazlık çözüm sistemi teorik olarak gelişmiş bir mekanizma olmasına rağmen, ticaret savaşları karşısındaki performansı eleştirilmektedir ve sistem büyük güçler arasındaki anlaşmazlıklarda yetersiz kalmaktadır.

ABD-Çin ticaret savaşları, her iki ülkenin de DTÖ uyuşmazlık çözüm sistemine başvurmak yerine “kendi kendine yardım” yaklaşımını benimsediklerini göstermiştir. Bu bağlamda, tek taraflı ve korumacı eylemler, DTÖ üyesi ülkelerin geriye dönük ekonomik kayıplarını gidermek için DTÖ çözümlerine olan güveninin kaybına bağlanabilir. Bu durum, sisteme dönük köklü bir reform ihtiyacını ortaya koymaktadır.

Çin, 2025 yılında ABD’nin tarifeleri için üç ayrı DTÖ şikayeti başlatmıştır. Şubat 2025’te %10'luk fentanyl tarifeleri (WT/DS633/1), Nisan 2025’te karşılıklı tarifeler (WT/DS638/1) ve çeşitli tarife tedbirleri konusunda yapılan başvurularda Çin, ABD’nin “en çok kayırılan ulus” statüsünü ihlal ettiğini iddia etmektedir (WTO, 2025; Council on Foreign Relations, 2025). Trump yönetimi ise DTÖ’nün çoğu zaman ABD aleyhine karar verdiğini savunmakta ve sistemin ABD çıkarlarını korumadığını öne sürmektedir.

3. Küresel Liman Sektörü ve Konteyner Krizi

Liman hukuku, milletlerarası ticaret hukukunun operasyonel boyutunu oluşturmaktadır. Milletlerarası hukuk çerçevesinde değerlendirildiğinde, limanlar, üretim faaliyetlerinin dünya pazarlarına ulaştırılması için gerekli altyapı, donanım ve teknolojik sistemlerle donatılmış, ulusal ve uluslararası hukuk normlarına uygun şekilde faaliyet gösteren tesislerdir (Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği, 2024). Bu yapısal özellik, ticaret ve tarife savaşlarının etkilerini, liman sektörü üzerinden küresel ticaret sistemine yaymasına neden olmaktadır.

Ticaret ve tarife savaşları, konteyner taşımacılığında benzeri görülmemiş bir krize neden olmuştur. Çin’den ABD'ye yönelik standart TEU konteyner rezervasyonları Nisan 2025 ortasında yıllık bazda %45 oranında düşmüştür (Business Standard, 2025). Belli başlı konteyner taşıma şirketleri, Çin ile ABD arasındaki düzenli hat seferlerini askıya almıştır.

Los Angeles Limanı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ve 4 Mayıs’tan başlayan hafta itibariyle limana planlanan varışlarda %33 oranında düşüş beklemektedir. Çin’den ABD’nin Batı Kıyısına giden gemilerin %45’i şu anda çoğunlukla Çin dışında boş durumda beklemektedir (Marketplace, 2025). Bu durum, küresel konteyner tedariğinde ciddi dengesizlikler yaratmaktadır.

Normal şartlarda, milletlerarası dolaşımdaki konteynerlerin yaklaşık üçte biri boş durumda bulunur ve bu durum sektöre yılda yaklaşık olarak 20 milyar dolar civarında bir maliyet getirir (Supply Chain Dive, 2018). Ticaret savaşları, bu sorunu daha da ağırlaştırmıştır. Container xChange’in analizine göre, “ABD-Çin ticaret savaşları, Asya’ya geri dönen boş konteynerlerin sayısında rekor artışa neden olmuş” ve bu konteynerlerin büyük çoğunluğunun Çin’de üretilmesi, sorunu daha da derinleştirmektedir (Riviera, 2019).

Michigan State Üniversitesi’nden Jason Miller’a göre, “bu konteynerlerin büyük çoğunluğu çok ironik bir şekilde Çin’de üretiliyor” ve Amerikalı navlun şirketleri için “konteyner yatırım kararlarını yeniden düşünme” zamanı gelmiştir (Marketplace, 2025). Bu durum, Türkiye bakımından ise konteyner üretimi ve lojistik hizmetleri alanında fırsatlar yaratabilir.

“Ticaret savaşları, küresel tedarik zincirinde domino etkisi yaratmıştır. 2025’te Asya borsaları, ABD’nin sadece %5’lik tarife artışının ardından dahi ciddi düşüşler yaşamıştır. Lojistik maliyetleri artmış, örneğin bir konteynerin Çin’den ABD’ye taşıma maliyeti yaklaşık olarak %30 oranında yükselmiştir” (BosPros, 2025). Bu değişim, Çin’e bağımlılığını azaltmak isteyen şirketlerin rotalarını Vietnam, Hindistan ve Türkiye’ye çevirmesini sağlamıştır.

4. Türkiye’nin Stratejik Konumu ve Fırsatlar

Türkiye, 8333 kilometre kıyı şeridi ile 196 liman ve iskeleye sahiptir ve üç tarafı denizlerle çevrili coğrafi konumu nedeniyle liman ve yük potansiyeli yüksek bir ülkedir (Olimpia Logistics, 2021; Oden Lojistik, 2024). Türkiye’deki limanlar, birçok türde yükün elleçlenmesine hizmet verebilen konvansiyonel özellikler taşımaktadır (Olimpia Logistics, 2021). Bu esneklik, ticaret savaşlarının yarattığı ani değişimlere adaptasyon açısından avantaj sağlamaktadır.

Türkiye’nin 2024-2028 Doğrudan Yabancı Yatırım Stratejisi, yakın kıyı ve dost ülkelerden tedarik yoluyla küresel değer zincirlerinin yeniden şekillenmesinin önemini vurgulamakta, aynı zamanda, korumacılığın neden olduğu meydan okumaları ele alırken bu süreci fırsata dönüştürme hedefini ortaya koymaktadır (Chambers and Partners, 2025).

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı, “ABD ile Çin arasındaki sorunların çeşitli sektörlerde önemli fırsatlar yaratacağını ve mal tedariki konusunda hazır olduklarını” belirtmiştir (Reuters, 10 Eylül 2019). ABD ile Türkiye arasındaki ikili ticaret 2024’te %5 artarak 35,2 milyar dolara ulaşmış, ABD’nin Türkiye ile 2,4 milyar dolarlık ticaret fazlası gerçekleşmiştir (AGBI, 7 Nisan 2025).

Türkiye’nin %10’luk temel tarife uygulamasına tabi olmasıyla diğer ülkelere göre daha düşük oranda etkilenmesi, küresel tedarik zincirinin yeniden şekillenmesinde avantaj sağlayabilir. Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Yüksel Okşak’a göre, “hiçbir ülke Çin’in ABD’ye ihracatını tek başına karşılayamayacağı için, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere inanılmaz yüksek oranda Çinli firma girişi olacaktır” (AGBI, 11 Nisan 2025).

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamasına göre, Türkiye’nin ihracatının %62’si anlaşma yaptığı 54 ülkeye gitmekte ve “ihracatın dörtte üçü aslında bu eğilimlere karşı nispeten daha dirençli” bulunmaktadır (AGBI, 9 Ocak 2025). Türkiye’nin AB ile gümrük birliği, ECO, D-8 ve İİT gibi örgütlerdeki tercihli ticaret anlaşmaları stratejik avantaj sağlamaktadır.

ECO Ticaret Anlaşması (ECOTA) 2008’den beri yürürlükte olup, 8 yıl içinde malların %80’i için tarifeleri maksimum %15 ile sınırlamayı hedeflemektedir. Ayrıca, D-8’de Türkiye, Malezya ve İran’ın aktif olarak uyguladığı Tercihli Ticaret Anlaşması, Temmuz 2016’da yürürlüğe girmiştir (Altay, 2024).

5. Türkiye Limanları Üzerindeki Etkiler ve Değerlendirme

Murat Üstün’ün, Aydın Erdemir’den alıntıladığı rapora göre, Türk limanlarında 2023 yılında 521,1 milyon ton toplam yük elleçlenmiş ve bu rakam 2022’ye göre %3,97 oranında düşüş göstermiştir. Bu dönemde, ithalat %5,04 artarken, ihracat %9,76, kabotaj %7,22 ve transit yükler ise %17,63 oranlarında azalmıştır (Üstün, 2024).

UNCTAD verilerine göre, küresel ticaret 2022’ye kıyasla %5 düşerek 31 trilyon doların altına inerken, deniz taşımacılığında %2,4’lük büyüme beklenmektedir" (Üstün, 2024). Dünya ticaretindeki düşüşe rağmen deniz taşımacılığının artması, Asya, Latin Amerika ve Afrika limanlarına olumlu yansırken, Türkiye açısından benzer bir olumlu etki gözlenmemiştir.

Diğer yandan, Türkiye’nin otomotiv sektörü, ABD’nin uyguladığı %25’lik tarife ile karşı karşıya kalmış. İstanbul Ticaret Odası otomotiv sektörü komitesi başkanı Anıl Şentürk’e göre, ithalatlarda ve tüm küresel tedarik zinciri boyunca aksaklıklar olacak ve bu da sektörü olumsuz etkileyecektir (AGBI, 11 Nisan 2025).

Can Selçuki, Türkiye’nin AB’ye ara mal ihracatçısı olmasının, AB ürünlerinin rekabet gücündeki herhangi bir kaybın Türkiye’yi kaçınılmaz şekilde etkileyeceğini değerlendirmekte ve Türkiye’nin, nihai AB ürünlerine girdi sağlamak için ara mallar ihraç etmesini büyük bir risk olarak görmektedir. (Euronews, 8 Nisan 2025). Ayrıca, Çin’in ABD pazarındaki kayıplarını telafi etmek için Türkiye’ye yönelik damping yapma riski devam etmektedir.

Stratejik fırsatların değerlendirilmesi bağlamında, Türkiye, 2024’te ihracatta %2,46 artış kaydederek ticaret savaşlarından payını almıştır. Özellikle tekstil ve otomotiv yan sanayi ABD’li ithalatçılar için cazip hale gelmiştir (BosPros, 2025). ABD’nin 1,2 trilyon dolarlık ithalat fazlası (Euronews, 8 Nisan 2025), alternatif tedarik zincirlerinin oluşturulması ihtiyacını artırmakta ve Türkiye’nin Çin’e bağımlılığını azaltmak isteyen firmaların tercih ettiği alternatif ülkeler arasında yer alması fırsatını doğurmaktadır.

6. Limanlar Bağlamında Türk Hukukuna İlişkin İnceleme ve Değerlendirmeler

Bir kıyı tesisi olarak, liman ve liman işletmeciliğine ilişkin Türkiye’deki temel hukuki düzenleme 618 Sayılı Limanlar Kanunu’dur. Türk limanlarına giriş-çıkış yapan deniz araçları, demirleme işlemleri, yükleme-boşaltma faaliyetleri bu mevzuat kapsamında yürütülmektedir (Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği, 2024). Limanlar Kanunu’nun yanı sıra, liman ve liman işletmeciliğine ilişkin olarak 3621 Sayılı Kıyı Kanunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, 4458 Sayılı Gümrük Kanunu, 2872 Sayılı Çevre Kanunu, 5312 Sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun ilgili olduğu ölçüde ve kapsamda liman ve liman işletmeciliğine de uygulanacaktır.

Yürüklükteki mevzuat incelendiğinde, Türkiye’nin küresel ticaret sistemindeki konumunu güçlendirmek için ülkemizde liman işletme ruhsatlarının hızlandırılması, yabancı yatırım teşviklerinin artırılması ve bürokratik engellerin kaldırılması gerekmektedir. Özellikle, konteyner üretimi alanında yerli üretimin desteklenmesi, AR-GE yatırımlarına vergi indirimi sağlanması ve teknoloji transferinin kolaylaştırılması stratejik öneme sahiptir. Transit ticaretin kolaylaştırılması amacıyla gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi, tek pencere sisteminin güçlendirilmesi ve lojistik köylerin kurulması da öncelikli tedbirler arasında yer almalıdır. Bu düzenlemeler, Türkiye’nin ticaret savaşlarının yarattığı fırsatlardan azami fayda sağlamasını destekleyecektir. Liman devleti yetkisinin güçlendirilmesi ve kontrolünün artırılmasında da yarar görülmektedir.

Diğer yandan, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi ve risk yönetimine ilişkin atılacak adımlar da ticaret ve tarife savaşlarında ülkemizin konumlanması bakımından önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Bakanlıklar arası koordinasyonun sağlanması, stratejik planlamanın merkezi yönetimi ve kriz yönetimi kapasitesinin artırılması için Türkiye Liman Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulması önerilebilir. Ayrıca, küresel ticaret hareketlerinin analizi, erken uyarı sisteminin kurulması ve sektörel etki analizlerinin yapılması amacıyla Ticaret ve Tarife Savaşları İzleme Merkezi'nin kurulması stratejik öneme sahiptir.

Risk yönetimi kapsamında acil konteyner tedarik mekanizmalarının kurulması, alternatif tedarikçi ağlarının geliştirilmesi ve konteyner paylaşım platformlarının desteklenmesi gerekmektedir. Anti-damping soruşturma kapasitesinin artırılması, koruma tedbirlerinin hızlandırılması ve sektörel izleme sistemlerinin güçlendirilmesi de damping tehditlerine karşı alınması gereken tedbirler arasında yer almaktadır.

TÜRKLİM’in 2022 yılı sektör raporunda kendisine yer bulan Vizyon 2050 projeksiyonundaki referans senaryoya göre, 2050 yılında Türkiye için 1,3 milyar ton toplam yük ve 41,5 milyon TEU elleçlemesi tahmini yapılmaktadır (TÜRKLİM). Bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için limanlardaki sorunların çözülmesi, büyüme ve genişleme engellerinin ortadan kaldırılması ve limanlar üzerindeki mali ya da ekonomik yüklerin azaltılması gerekmektedir. Anılan hedeflere ulaşılabilmesi, limanların yatırım çekebilmesi için hem liman altyapı modernizasyonu hem de liman ve liman işletmeciliğine ilişkin hukuki çerçevenin zamanın şart ve ihtiyaçlarına uygun biçimde güncellenmesi gerekmektedir. Hukuki düzenlemelerin milletlerarası ticaret hukuku kurallarıyla uyumlu ve rekabetçiliği destekleyecek hale getirilmesi, Türkiye’nin küresel ticaret sistemindeki konumunu güçlendireceği gibi, ticaret ve tarife savaşları nedeniyle değişen milletlerarası ticaret paradigmalarında ülkemizin konumunu lehe çevirecektir.

Sonuç

Amerika-Çin ticaret savaşları, milletlerarası ticaret hukukunun en kapsamlı krizini temsil etmekte ve küresel ticaret sisteminin temel paradigmalarını dönüştürmektedir. Milletlerarası ticaret hukuku açısından “en çok kayırılan ulus” ve “ulusal muamele” ilkelerinin sistematik ihlali, 1945 sonrası liberal ticaret düzenini temellerinden sarsmıştır. DTÖ’nün yeterli güç ve kararlılığa sahip hukuki altyapıdan yoksunluğu, sistemin köklü reforma ihtiyacını açıkça ortaya koymaktadır.

Liman hukuku perspektifinden, ticaret savaşlarının yarattığı tedarik zinciri değişimleri Türkiye için stratejik fırsatlar sunmaktadır. Türkiye'nin 2024'te ihracatta kaydettiği %2,46'lık artış (BosPros, 2025), doğru politikalarla bu sürecin avantaja dönüştürülebileceğini göstermektedir. Ancak, Çin’in damping riski (Euronews, 8 Nisan 2025), dikkatli stratejik planlama gerektirmektedir.

Konteyner taşımacılığında yaşanan kriz, küresel lojistik sistemde köklü değişimleri beraberinde getirmektedir. Çin-ABD rotasında %45-90’a varan düşüşler ve boş konteyner geri dönüş maliyetlerinin yılda 20 milyar doları aşması, alternatif rotaların ve tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ihtiyacını artırmaktadır.

TÜRKLİM’in Vizyon 2050 projeksiyonuna göre belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi, liman altyapısının modernizasyonu ve hukuki çerçevenin güncellenmesine bağlıdır. 618 Sayılı Limanlar Kanunu’nun ve ilgili diğer mevzuatın güncel ihtiyaçlara göre revize edilmesi, liman rekabetçiliğini artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve ticaret savaşlarının etkilerini izleyecek kurumsal yapıların oluşturulması kritik öneme sahiptir.

Sonuç olarak, ticaret savaşlarının yarattığı yeni küresel düzen hem fırsatlar hem de riskler içermektedir. Türkiye’nin coğrafi avantajlarını stratejik politikalarla desteklemesi, hukuki altyapısını milletlerarası standartlara uygun hale getirmesi ve sektörel kuruluşların rehberliğinde uzun vadeli vizyon geliştirmesi gerekmektedir. Milletlerarası ticaret hukukunun yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, Türkiye’nin proaktif yaklaşımı küresel ticaret sistemindeki konumunu güçlendirecek potansiyele sahiptir.

Onur Sabri DURAK

Shanghai Jiaotong University

Koguan School of Law

KAYNAKÇA

AGBI. (2025, 7 Nisan). Turkey favours trade boost with US despite tariffs.

AGBI. (2025, 10 Ocak). Turkey hopes trade deals will protect it from Trump's tariffs.

AGBI. (2025, 11 Nisan). Turkey faces pros and cons of US-China trade war.

BosPros. (2025, 10 Nisan). Gümrük Vergisi Savaşları: ABD-Çin Ticaret Savaşları ve Türkiye'nin Rolü 2025.

Business Standard. (2025, 28 Nisan). Retailers warn of empty shelves as US-China trade war disrupts shipments.

CEPR. (2025). Roaring tariffs: The global impact of the 2025 US trade war.

Chambers and Partners. (2025). International Trade 2025 - Turkey.

CNBC. (2025, 11 Nisan). China strikes back with 125% tariffs on U.S. goods as trade war intensifies.

Council on Foreign Relations. (2025, 14 Nisan). The Contentious U.S.-China Trade Relationship.

Euronews. (2025, 8 Nisan). Turkey sees opportunity as Trump's tariffs upset global trading order.

Marketplace. (2025, 2 Mayıs). Trade wars stall container ship traffic from China to U.S.

Melek Kaya. (2019). A.B.D-Çin Ticaret Savaşları ve Türkiye. Türkiye Mesleki ve Sosyal Bilimler Dergisi Sayı 2.

Murat Üstün. (2024, 10 Şubat). TÜRKLİM 2023 Limanlar Raporu.

NPR. (2025, 12 Mayıs). The U.S. and China announce a deal to cut tariffs, temporarily easing trade war.

Oden Lojistik. (2024). Türkiye'deki Limanlar ve Özellikleri.

Olimpia Logistics. (2021, 20 Mayıs). Türkiye'deki tüm limanlar.

Özlem Canbeldek Akın. (2014). Dünya Ticaret Örgütü Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmasında Misilleme Yaptırımı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 16 Özel Sayı.

Peterson Institute for International Economics. (2025). US-China Trade War Tariffs: An Up-to-Date Chart.

Reuters. (2019, 10 Eylül). U.S.-China trade war an opportunity for Turkey-Turkish minister.

Riviera. (2019). US-China trade war increases empty container repositioning.

Serdar Altay. (2024). Trade Policy Review of Turkey. The World Economy.

Supply Chain Dive. (2018, 17 Aralık). Empty container volumes rise in US-China trade war.

Şaban Kayıhan. (2024). Dünya Ticaret Örgütü Bünyesinde Uyuşmazlıkların Çözümü.

Tax Foundation. (2025). Trump Tariffs: The Economic Impact of the Trump Trade War.

The White House. (2025, 12 Mayıs). Fact Sheet: President Donald J. Trump Secures a Historic Trade Win for the United States.

Time. (2025, 9 Haziran). A Timeline of the Trade War So Far Between the U.S. and China During Trump’s Second Term:

TÜRKLİM (2022). Türkiye Limancılık Sektörü Raporu.

T.C. Ticaret Bakanlığı. (2025). Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ).

Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği. (2024). Gemi Acenteliği ve Hukuk (5) Limanlar.

VOA Türkçe. (2019, 16 Eylül). ABD ve Çin Arasındaki Ticaret Savaşları Türkiye'yi Nasıl Etkiler?

WTO. (2025). China initiates WTO dispute regarding US "reciprocal tariffs".

Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul