Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk. Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A 34732 Kadıköy, İstanbul

TÜRKLİM KAPT. AYŞE ASLI BAŞAK

KAPT. AYŞE ASLI BAŞAK / CILT TÜRKİYE ÜYESİ , SHIPSIDER DENİZCİLİK TEKNOLOJİLERİ A.Ş. KURUCU & CEO

DİJİTAL OKYANUSTA LİMANLARIN YENİ ÇAĞI

Denizcilik sektörü ve liman yönetiminin alt kolları, uzun yıllar geleneksel yöntemlerle yürütülen operasyonların ardından, son dönemde dijital dönüşüm rüzgârıyla hızla değişiyor. Açık denizlerde, okyanuslarda Türk sivil bahriyesinde görev yapmış bir kaptan olarak, bu dönüşümün etkilerini son 17 senedir yakından gözlemliyorum. Dijitalleşme sayesinde artık bir liman operasyonunu uzaktan, ekrandan yönetmek; yapay zekâ ile saniyeler içinde rapor almak mümkün hâle geliyor.

Bu makalede sizlere, okyanusun ötesinde yepyeni bir dijital okyanusun getirdiği fırsatları, yeni meslek ve yetkinlikleri, sahadaki insan emeğinin gelecekteki rolünü ve sürdürülebilirlik boyutunu kendi deneyimlerim ışığında ele alacağım.

Liman Operasyonlarında Her Dakika Bir Kayıp

Günümüzde liman operasyonlarının önemli bir bölümü, insansız veya uzaktan kumandalı sistemlerle yürütülebiliyor. DP World gibi operatörler, dev konteyner vinçlerini liman sahasından uzakta, ekranlar aracılığıyla kumanda edebiliyor. Türkiye’de ilk kez uzaktan kumandalı vinç uygulamasının başlatıldığı günden bugüne, bu sayede iş kazalarının %50 oranında azaltıldığı belirtiliyor. Şirketlerin emniyetli projeleri kapsamında uzaktan kontrol edilebilen rıhtım (STS) ve saha vinçleri (RTG) devreye alınarak terminal içinde yaya trafiği en aza indirilmiş durumda. Yöneticiler tarafından, operasyonların dijitalleştirilmesinin geleneksel yöntemlerle yürütülen bir sektörde verimliliği çarpıcı biçimde artırdığı belirtiliyor. Gerçekten de limancılıkta araçların uzaktan kontrolü, otomatik sensörler ve otonom ekipmanlar sayesinde insan hatası ve kaza riski azalırken, yük elleçleme hızı ve iş sürekliliği artıyor.

Liman operasyonlarında en kritik unsur hızdır. Çünkü bir geminin limanda geçirdiği her dakika, armatör için doğrudan parasal bir kayıp anlamına gelir. Bugün biliyoruz ki, yalnızca bir günlük gecikmenin maliyeti 50 bin dolarları aşabiliyor. Böyle bir tabloda, limanlarda availability ve downtime gibi kritik metriklerin hâlâ manuel yöntemlerle ölçülmesi ve yönetilmesi artık kabul edilemez bir durumdur. Bizim önceliğimiz, bu süreçleri dijitalleştirmek, ölçülebilir hâle getirmek ve otomasyon tabanlı optimizasyon sistemlerine dâhil etmek olmalıdır. Çünkü ancak bu şekilde hem gemilerin hem de limanların operasyonel verimliliğini artırabilir, sektörün rekabet gücünü sürdürülebilir biçimde koruyabiliriz. Dijital dönüşüm, yalnızca emniyetli saha operasyonunu değil; hız ve verimliliği de beraberinde getiriyor.

Örneğin, dünyanın en gelişmiş limanlarından biri olan Çin’in Qingdao Terminali’nde tam otomatik sistemler sayesinde gemi yükleme/boşaltma operasyon hızı %6, toplam konteyner elleçleme kapasitesi ise %15 artış göstermiştir. Benzer şekilde, Yantai Limanı’nda insansız çalışan dökme yük terminalinin, geleneksel yöntemlere göre yük boşaltma verimliliğini %20’nin üzerinde artırdığı belirtilmiştir. Bu örnekler, dijital teknolojilerin ve otomasyonun limanlarda ne denli önemli hız ve kapasite kazanımları sağladığını göstermektedir.

Sensörler, IoT tabanlı cihazlar, büyük veri analitiği ve yapay zekâ destekli yazılımlar sayesinde liman işletmeleri, yük hareketlerini daha iyi planlayarak gecikmeleri azaltabiliyor; gemilerin limanda kalış sürelerini kısaltabiliyor. Bu da tedarik zincirinin bütününde akıcılık ve hız anlamına geliyor.

Dijital dönüşüm aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleriyle de örtüşüyor. Otomatik ve elektrikli ekipmanların kullanımı, fosil yakıt tüketimini ve sera gazı emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip. Örneğin, elektrikli ve otonom saha araçları kullanan terminallerde gürültü ve hava kirliliği azalırken; verimli operasyonlar, gemilerin limanda bekleme sürelerini kısalttığı için yakıt tasarrufu ve karbon salınımında düşüş sağlanıyor.

Yine de tamamen otonom sistemlere geçilirken, altyapı yatırımları ve standartlar kritik rol oynuyor. Çin Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde 52 adet otomatik terminal kurulmuş durumda ve Çin, akıllı liman teknolojilerinin uygulamasında dünyada ilk sırada yer alıyor. Bu teknolojilerin başarılı olması, vinçlerden otonom araçlara kadar tüm ekipmanın entegre çalışmasını sağlayan gelişmiş yazılım sistemlerine bağlı.

Yapay Zekâ “Foreman” Olabilir Mi?

Limanlardaki dijital dönüşümün hızlanması, sektörde çalışanlar açısından da önemli değişimler anlamına geliyor. Otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarının artması, bazı geleneksel iş kollarının azalacağı yönünde endişeler doğursa da, aslında yeni iş tanımları ve fırsatları da beraberinde getiriyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun bir analizine göre, limanlar yeni teknolojilere yatırım yaparken iş gücünü korumak ve dönüştürmek için eş zamanlı adımlar atarlarsa, otomasyon net istihdam kaybı yerine farklı alanlarda iş büyümesi sağlayabilir. Yani vinç operatörleri, saha işçileri gibi roller değişime uğrarken; uzaktan operasyon operatörleri, veri analistleri, yazılım destek uzmanları, otonom sistem teknisyenleri gibi yeni rol ve unvanlar ortaya çıkıyor.

Bazı öncü şirketler, teknolojiyi entegre ederken çalışanlarını da yeni becerilerle upskill etmeye (yeni beceriler kazandırmaya) önem veriyor. Bu sayede deneyimli liman personeli, dijital sistemleri kullanma ve denetleme yetkinliği kazanarak işletmeye katma değer sağlamaya devam ediyor.

Elbette limancılık, tamamen “insansız” bir sektöre dönüşmeyecek. Açık saha ve gemi üstü işler, yani fiilen sahada yapılan operasyonlar, her zaman kritik bir öneme sahip olacak. Örneğin, tam otomatik bir konteyner terminalinde bile gemilerin halatla bağlanması (yanaşma operasyonu), proje kargo yüklemeleri, bakım-onarım faaliyetleri veya beklenmedik bir arıza/acil durum müdahalesi için insan müdahalesine ihtiyaç duyulmaktadır. Tecrübe ve sezgi, yapay zekâ ile donatılmış sistemlerin dahi yerine koyamayacağı bir değerdir. Kendi deneyimlerimden biliyorum ki, denizde fırtınalı havada alınacak kararlar veya limanda beklenmedik bir durumdaki hızlı müdahale, ancak iyi yetişmiş insanların sağduyusuyla başarıyla gerçekleştirilebilir. Yani yapay zekâyı bir foreman’in deneyimiyle birleştirip harmanlamak, yeni bir liman operasyonu işleyişi ortaya çıkarabilir. Bu durumda saha görevinde bulunan personelin deneyimlerini dijitale aktaracak sistemler geliştirilmelidir.

Fakat “liman saha görevi” veya “gemi üstü işler” dediğimizde, gençlerin denizciliği tercih etme seviyesi günden güne azalıyor. Denizcilik, doğası gereği oldukça zor olan; gemilerin 7/24 seyrüsefer yaptığı, durmayan ve hızlı olunması gereken bir sektör. Özellikle operasyon ve saha işlerinde, gençler saha görevleri yerine çalışma saatleri belli olan, yaşam ve sosyal olanaklara ulaşılması kolay, kendilerine daha fazla vakit ayırabilecekleri işleri tercih ediyorlar.

Son yıllarda denizcilik sektöründe globalde de yaşanan istihdam krizinin başlıca sebepleri incelendiğinde, kuşak değişikliği; artık şirketlerin de iş akış şekillerini gençlerin isteklerine göre şekillendirmeleri gerektiğini ortaya koymuştur. Denizcilik sektörü olarak bunu aslında bir fırsat olarak görmeliyiz. Sahanın dijitalleşmesi, uzaktan da yönetilebilecek pek çok farklı iş kolunun ortaya çıkması, yapay zekâ ile desteklenen operasyonel akışlar; sektörümüz ve genç yeteneklerimiz için büyük bir fırsattır.

Dijital çağda limancılık sektörüne girecek genç nesil (Z kuşağı) için de yeni ufuklar açılıyor. Bu kuşak, dijital teknolojilere aşinalığı yüksek, yeniliklere hızlı adapte olabilen bireylerden oluşuyor. Genç profesyoneller üzerine yapılan bir değerlendirmede, Millennial ve Z kuşağı çalışanlarının teknolojiye yatkınlığının, denizcilik gibi geleneksel bir sektörde bile oyunun kurallarını değiştirebileceği vurgulanıyor. Benzer şekilde, 2025 itibarıyla küresel iş gücünün %75’ini oluşturacak bu genç nesil, denizcilikte yenilikçi uygulamaların öncü kullanıcıları ve hatta geliştiricileri olacak potansiyele sahip. Onların dijital yetkinlikleri, liman işletmelerine yaratıcı çözümler ve yeni fikirler getirebilir; örneğin veri analitiğiyle operasyonları optimize etmek, yazılım tabanlı süreç iyileştirmeleri yapmak gibi.

Bunun yanı sıra, bu genç profesyoneller çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirlik konularında da oldukça bilinçli. Limancılıkta karbon ayak izinin azaltılması, yeşil liman uygulamaları gibi girişimlerde genç neslin hevesi ve katkısı, sektörün dönüşümünü hızlandıracaktır.

Ancak bu geçiş sürecinde eğitim ve yeniden beceri kazandırma (reskilling) büyük önem taşıyor. Hamburg Limanı’nda başlatılan PortSkill 4.0 projesi buna çok iyi bir örnek: Liman işçilerinin dijitalleşme ve otomasyon karşısında ihtiyaç duyacakları beceriler tespit edilerek, sanal gerçeklik destekli ileri bir eğitim merkezi kuruluyor. Bu merkezde çalışanlar, uzaktan vinç kontrol simülatörlerinden büyük veri analizine kadar geniş yelpazede eğitimler alarak geleceğin liman operasyonlarına hazırlanıyorlar. Benzer şekilde, dünya genelinde liman otoriteleri ve şirketler iş gücüne yönelik dijital okuryazarlık ve teknik eğitim programları başlatıyor. Amaç, hâlihazırdaki tecrübeli saha personelinin yeni sistemlerle uyumunu sağlamak ve genç yeteneklere cazip bir kariyer patikası sunmak.

Özetle, limancılıkta insan faktörü önemini korumakla beraber, rol değiştirmekte: Fiziksel güce dayalı işler azalırken, dijital sistemlerin yönetimi, izlenmesi ve bakımı ön plana çıkıyor. Bu dönüşüm sürecinde çalışanların endişelerini gidermek, onları yeni düzene adapte etmek de liderlere düşüyor. Teknoloji ile insan emeğinin el ele verdiği, adil ve kapsayıcı bir geçişi başarmak mümkün.

Denizcilik Yapay Zekâ ile Nasıl Sürdürülebilir Olur?

Dijital dönüşümün bir diğer sacayağı da yazılım ve yapay zekâ destekli çözümler ile operasyon optimizasyonu alanında yaşanıyor. Sadece fiziksel ekipmanların otomasyonu değil; veriye dayalı karar destek sistemleri de limancılığın geleceğini şekillendiriyor.

Örneğin, gemi operasyonlarında karşılaşılan en büyük maliyet kalemlerinden biri olan demuraj (bekleme cezası), genelde karmaşık hesaplamalar gerektirir ve manuel hesap hataları ciddi zararlara yol açabilir. Bu sorunu bizzat sahada tecrübe etmiş biri olarak, geliştirdiğimiz yapay zekâ tabanlı bir algoritma ile demuraj hesaplamalarını hızlandırmak ve hataları en aza indirmek üzere yola çıktık. Shipsider platformumuz, tam da bu ihtiyaca cevap vermek üzere doğdu.

Shipsider, gemi kiracıları ve operasyon yönetici firmalar için sefer öncesinden sefer sonuna kadar tüm ticari operasyonları tek bir dijital çatı altında topluyor; sefer planlaması, navlun ve demuraj hesapları ile kira sözleşmesi yönetimi gibi kritik fonksiyonları yapay zekâ desteğiyle entegre şekilde sunuyor. Anlık demuraj hesaplama modülümüz, bir operatörün ortalama 30 dakikada yaptığı hesaplamayı yaklaşık 2,5 dakikada, %85 doğruluk payıyla tamamlayabiliyor. Bu sayede hem büyük çaplı filo işleten şirketler hem de orta ölçekli armatörler ve liman yönetimleri için ciddi bir zaman ve maliyet tasarrufu elde ediliyor.

Hesaplamaların hızlı ve doğru yapılması, taraflar arasında anlaşmazlıkların azalmasını ve operasyonların aksamadan sürmesini sağlıyor.

Shipsider platformunda ayrıca karbon emisyon izleme ve raporlama fonksiyonu da entegre edilmiş durumda. Malum, denizcilik sektöründe AB Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamında 2024 itibarıyla gemi kaynaklı karbon emisyonlarının takibi ve raporlanması zorunlu hâle geliyor. Bizim geliştirdiğimiz Navlun Karbon Hesaplayıcı modülü, her bir gemi seferinin karbon ayak izini anlık olarak hesaplayıp, ilgili otoritelere sunulabilecek şekilde rapor hâline getirebiliyor.

Böylece liman yönetimleri, armatörler ve kiracılar; düzenlemelere uyum sağlama konusunda büyük bir iş yükünden kurtulurken, aynı zamanda kendi operasyonlarının çevresel etkisini de net biçimde görmüş oluyor.

Sürdürülebilirlik, artık liman ve deniz taşımacılığı sektöründe bir tercihten öte, zorunluluk hâlini aldı. Limanlar; elektrikli ekipman yatırımları yaparak, kıyı elektrik sistemleri kurarak (gemilerin limanda beklerken şebeke elektriği kullanması) ve atık yönetimini iyileştirerek karbon salınımını düşürmeye çalışıyor. Bu çabaların başarıya ulaşmasında ise gerçek zamanlı veri takibi, yapay zekâ ile optimizasyon ve dijital raporlama araçları kritik rol oynuyor.

Örneğin, operasyonların yapay zekâ ile optimize edilmesi sayesinde gemilerin limanda gereksiz beklemesinin önüne geçilebiliyor; rotalar ve elleçleme sıraları iyileştirilerek yakıt tüketimi azaltılabiliyor. Yine, tahmini varış zamanları (ETA) ve kaynak planlaması gibi konularda makine öğrenimi algoritmaları kullanarak verim artışı sağlayan limanlar mevcut. Tüm bunlar, hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirliğe katkı demek.

Bir diğer önemli nokta da dijitalleşmenin veri şeffaflığı ve iş birliği getirmesidir. Liman ekosistemindeki aktörler – terminal operatörleri, gemi acenteleri, nakliyeciler – ortak bir dijital platform üzerinden gerçek zamanlı veri paylaşabildiğinde, herkes için kazançlı bir durum ortaya çıkar. Örneğin, geminin limana varış saatini, rıhtım planını, yük pozisyonlarını ve gümrük işlemlerini tek bir liman bilgi sistemi üzerinden takip edebilmek, beklemeleri ve iletişim kopukluklarını önler.

Bunun için dünyada birçok liman, liman topluluğu sistemleri (Port Community Systems) kuruyor ve hatta blokzincir tabanlı veri paylaşımını test ediyor. Yapay zekâ destekli tahminleme sistemleri ise olası aksaklıkları (hava muhalefeti, yoğunluk, ekipman arızası vb.) önceden öngörerek proaktif planlama yapmaya imkân tanıyor.

Özetle, dijitalleşmeyi demokratikleştirmemiz gerekiyor. Yani, büyük küçük tüm şirketlerin erişebileceği, kullanımı kolay ve uygun maliyetli araçlarla sektörde genel bir verim artışı sağlamak. Dijitalleşmenin faydaları yalnızca dev limanlarda veya büyük armatörlerde değil; sektördeki tüm paydaşlarda karşılık buldukça, gerçek bir endüstri standardı dönüşümü gerçekleşmiş ve sürdürülebilirlik sağlanmış olacak.

Unutmayalım ki, dünya ticaretinin %90’ı denizyoluyla taşınırken bu işleyiş limanlarımızdan geçiyor — ve dijitalleşen limanlar, küresel ticaretin temposunu belirleyecek. Türkiye’de ve dünyada limancılık alanında atılan bu yenilikçi adımlar, sektörün rekabet gücünü artırırken çevresel sürdürülebilirlik ve iş güvenliği gibi kritik alanlarda da iyileşmeler sağlıyor.

Geleceğin limanları; insan zekâsı ile yapay zekânın el ele çalıştığı, verinin yakıt olduğu ve çevreye duyarlı yüksek teknolojili merkezler olacak. Bu geleceği şimdiden inşa etmeye başlamış olmak, bizim kuşağımız için büyük bir gurur kaynağı.

Bir geminin Köprüüstü’nden teknoloji alanına uzanan kariyer yolculuğumda edindiğim tecrübeyle rahatlıkla söyleyebilirim ki: Doğru rotada ilerliyoruz. Denizcilikte dijitalleşme yolculuğu uzun ve zorlu olsa da, tıpkı bir gemiyi limana güvenle yanaştırmak gibi; bu dönüşümü de bilgi birikimi, cesaret ve iş birliği ile başarıya ulaştıracağız.

Rüzgârınızın kolayına, pruvanızın neta olması dileğiyle. Selametle.

Kapt. Ayşe Aslı Başak

CILT Türkiye Üyesi

Shipsider Denizcilik Teknolojileri A.Ş.

Kurucu & CEO

Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul