Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
COLD IRONING (KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA TEKNOLOJİSİ):
TETİKLEYİCİLER VE ENGELLER
GİRİŞ
Küresel lojistik ağlarının düğüm noktaları olan limanlar, günümüzde sadece operasyonel aktarma merkezleri değil, küresel tedarik zincirinin çevresel performansını belirleyen stratejik aktörlerdir. Modern liman operasyonlarında dekarbonizasyon, artık bir tercih değil, küresel ticaretin sürdürülebilirliği için stratejik bir zorunluluktur. Deniz taşımacılığı, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %3'ünden sorumlu olup, etkin bir müdahale gerçekleştirilmediği takdirde bu oranların 2050 yılına kadar %50 ile %250 arasında bir artış göstermesi beklenmektedir. Bu alarm verici projeksiyonlar, gemilerin limanda demirliyken yardımcı makinelerini kapatıp elektrik ihtiyaçlarını karadan sağlamalarına olanak tanıyan Cold Ironing Kıyıdan Gemiye Elektrik Sağlama Teknolojisi) teknolojisini dekarbonizasyon rotasının merkezine yerleştirmektedir. Bu teknoloji, liman sahasındaki emisyonların yanında gürültü ve titreşim kirliliğinin azaltılmasında da önemli etkiler yaratmaktadır. Bunun yanında, sektörün önceliklerini şekillendiren önemli regülasyonlar bulunmaktadır.
● IMO 2018 Sera Gazı Stratejisi: 2050 yılına kadar emisyonları %50 azaltma hedefiyle operasyonel verimliliği zorunlu kılmaktadır.
● IAPH Dünya Liman Sürdürülebilirlik Programı: Liman faaliyetlerini BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (UNSDG) ile entegre ederek çevresel etkiyi raporlanabilir hale getirmektedir.
● FuelEU Maritime İnisiyatifi: AB limanlarına yanaşan gemiler için düşük karbonlu yakıt ve kıyı gücü kullanımını yasal bir zorunluluk olarak tanımlar. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknoloji kullanımı, liman bölgelerindeki kirletici emisyonları toplamda %98 'e kadar azaltma potansiyeline sahiptir. Ancak bu kazanımlar, marjinal maliyet dengesinin hassasiyeti nedeniyle karmaşık bir teşvik mekanizmasını zorunlu kılmaktadır.
Stratejik perspektiften bakıldığında, IMO’nun 2050 hedefleri ve Avrupa Birliği’nin FuelEU Maritime düzenlemeleri, kıyıdan gemiye sağlanan elektrik sağlama teknolojisini bir "tercih" olmaktan çıkarıp yasal bir zorunluluğa ve limanların rekabetçiliği için bir "Yeşil Liman" sertifikasyon kriterine dönüştürmüştür.
1. KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA TEKNOLOJİSİ
Gemi rıhtıma gerekli elektrik gücünün sağlanması amacıyla elektrik kablosuyla bağlanır ve gemideki ana makine çalışmaz. Ana makine çalışmamasına rağmen gemideki yükleme/boşaltma işlemleri devam eder. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulaması ile gemi kıyıya yanaştıktan sonra ana makine ve yardımcı makine kapatılır, yük boşaltma / yükleme işlemlerinin hepsinde yardımcı makinenin çalışmasıyla fosil yakıt kullanılmasının yerine kıyıdan sağlanan elektrik kullanılır. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulaması ile ilgili dikkate alınması gerekli konular şunlardır: 1) Yardımcı makinenin kullanacağı fosil yakıt maliyetinin kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulamasından daha ucuz olması; 2) Sadece gemi kıyıya yanaştığı aşamada kıyıdan gemiye elektrik sağlanabileceği; 3) Manevra ve demirde bekleme aşamalarında kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulamasının kullanılmaması nedeniyle gemilerin liman çevresinde hala bir miktar emisyon yarattıkları hususudur.
Gemiden kıyıya elektrik sağlama uygulaması ile ilgili bir diğer alternatif; şebeke elektriği ile birlikte yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin gemiye verilmesidir. Yenilenebilir enerji (rüzgar, hidrojen, güneş) veya nükleer enerji olabilmektedir. Şebeke elektriği ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonunun sağlanması yeşil bir prosedür olup, kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulaması ile elde edilen önemli avantajlardandır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve akıllı şebeke teknolojilerinin kıyı elektrifikasyonu sistemlerine entegre edilmesi, emisyonların ve işletme maliyetlerinin azaltılması için uygulanabilir çözümler sunmaktadır. Bu entegrasyon, sıfır emisyonlu limanlara geçişi desteklemekte ve küresel iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşüme katkı sağlamaktadır. Ancak çevresel faydalar çoğu zaman elektrik üretim karmasına bağlıdır. Bazı çalışmalar, yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilmediği sürece emisyonların fiilen elektrik santrallerine aktarılmış olduğunu vurgulamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintili yapısı ve enerji depolama çözümlerinin yetersizliği, sürdürülebilirlik kazanımlarının istikrarlı bir şekilde elde edilmesini zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, kıyı elektrifikasyonunun sürdürülebilirliğini ve ekonomik uygulanabilirliğini artırabilecek hibrit yenilenebilir enerji entegrasyonu, hidrojen kullanımı, yakıt hücresi uygulamaları ve gelişmiş talep tarafı yönetimi gibi umut verici teknolojik yenilikler tanımlanmaktadır
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulaması; CO2 emisyonunu ve zehirli gaz emisyonunu bunun yanında gemi kıyıya yanaştığı esnadaki gürültü kirliliğini azaltarak; ekosisteme ve yakın civarda yaşayan bireylere önemli faydalar sağlamakta ve liman alanının çevresel kalitesinin artmasında etkili olmaktadır.
2. KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA TEKNOLOJİSİ İLE İLGİLİ TETİKLEYİCİLER
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinin modern limanlarda bir standart haline gelmesini tetikleyen itici güçler, çevresel sürdürülebilirlik ile katı düzenleyici rejimlerin kesişim noktasında yer almaktadır:
● Düzenleyici Baskılar ve Mevzuat: Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) ve IMO'nun emisyon azaltım hedefleri, kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi kullanımını operasyonel bir zorunluluk haline getirmektedir. Emisyon Kontrol Alanları (ECA) ve AB Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) gibi mekanizmalar, liman içi emisyonların maliyetini artırarak kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisini stratejik bir çözüm olarak konumlandırmaktadır.
● Halk Sağlığı ve Hava Kalitesi: Gemi kaynaklı kükürt oksit (SOx), azot oksit (NOx) ve partikül madde (PM) salınımı, liman şehirlerinde ciddi sağlık riskleri oluşturmaktadır. Bu emisyonların rıhtımda sıfırlanması, yerel yönetimlerin ve çevresel kurumların halk sağlığı öncelikleriyle doğrudan örtüşmektedir.
● Kurumsal İtibar ve "Yeşil Liman" Vizyonu: Limanların dekarbonizasyon performansları, küresel lojistik ağlarındaki rekabetçi konumlarını ve yatırım çekme kapasitelerini belirleyen temel bir performans göstergesi haline gelmiştir. Mevcut bu güçlü tetikleyicilere rağmen, geniş çaplı yayılımın önündeki çok boyutlu ve karmaşık engellerin analizi, çözüm stratejileri geliştirmek için kritik önem taşımaktadır.
3. KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA UYGULAMASI PAYDAŞLARI
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulamasının başarısında dört temel paydaş rol oynamaktadır: devlet, liman işletmeleri, denizcilik şirketleri ve enerji şirketleri. Enerji şirketleri gerekli enerji altyapısı, denizcilik şirketleri gemi ekipmanları ve liman işletmeleri ise kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi uygulamasını kurmak için yatırım yapmak zorundadır. Devlet ise teşvik ve sübvansiyon mekanizmaları aracılığıyla bu üç paydaşın yatırım ve stratejik kararlarını yönlendirmektedir.
Tablo 1: Kıyıdan Gemiye Elektrik Sağlama Teknolojisi: Paydaşlar ve Rolleri
Teknolojik potansiyele rağmen, sahil gücü altyapısının yaygınlaşması, yatırımın geri dönüşü (ROI) ve operasyonel riskler gibi karmaşık engellerle karşı karşıyadır. Bu engelleri anlamak, politika yapıcılar için risk yönetimi açısından kritiktir. Kamu otoriteleri, limanlar, denizcilik şirketleri ve enerji sağlayıcılarını kapsayan paydaş iş birliği çerçeveleri; koordineli karar alma ve kaynak paylaşımı açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca ; kamu otoriteleri, limanlar, denizcilik şirketleri ve enerji sağlayıcıları arasındaki yetersiz koordinasyon politika etkinliğini sınırlamaktadır. Bu iş birlikleri, teknolojinin yaygınlaştırılmasını hızlandırabilir ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlayabilir.
4. KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA TEKNOLOJİSİ UYGULAMASININ ÖNÜNDEKİ TEMEL ENGELLER
Genel olarak literatür, kıyı elektrifikasyonunun benimsenmesinin; düzenleyici, teknolojik, ekonomik ve sosyal boyutları içeren karmaşık ve sistemik bir sorun olduğu konusunda ortak bir görüş ortaya koymaktadır. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinin yaygınlaşması, teknik uyumluluktan finansal risklere kadar uzanan üç ana kategorideki yapısal engellerle karşılaşmaktadır. Teknolojinin benimsenme hızı, sadece altyapı kurulumuna değil, teknik ve düzenleyici engellerin ne ölçüde yönetilebildiğine doğrudan bağlıdır.
4.1. TEKNİK ENGELLER
Uygulamanın önündeki birincil teknik zorluk, gemi ve liman arasındaki arayüzün standartlaştırılması ve şebeke güvenliğidir.
● Standardizasyon ve Uyumluluk: IEC/IEEE 80005-1 uyumluluğu kritik bir temel olsa da, dökme yük gemileri (Bulk Carriers) gibi spesifik gemi tipleri için elektriksel standardizasyonun hâlâ yetersiz olması önemli bir boşluk yaratmaktadır.
● Şebeke Harmoniği ve Güç Kalitesi: Gemilerin şebekeye bağlanması esnasında ortaya çıkan voltaj dalgalanmaları ve harmonik bozulmalar, liman ve şehir şebekesinin stabilitesi için ciddi bir risk teşkil etmektedir.
● Siber Güvenlik ve Dayanıklılık: Modern sahil besleme sistemleri dijitalleşen liman altyapılarıyla entegre olduğundan, siber saldırılara karşı dayanıklılık stratejik bir mühendislik gereksinimi haline gelmiştir.
● Gemi Tipine Özel Riskler: Tankerlerde kıvılcımsız (sparkless) bağlantı ihtiyacı ve dev kruvaziyer gemilerinin aşırı yüksek güç talepleri, sistem tasarımını karmaşıklaştıran unsurlardır.
4.2. EKONOMİK VE FİNANSAL ENGELLER
Yatırımın geri dönüşü (ROI) üzerindeki belirsizlik, paydaşların karar alma süreçlerini zorlaştırmaktadır. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi , salt bir teknoloji yatırımı değil, birim operasyonel gider (OPEX) farkı ve sermaye harcaması (CAPEX) bariyerleriyle tanımlanan bir finansal denklemdir. Maliyet bariyerleri iki ana grupta stratejik olarak ayrışır:
1. Limanlar (Kıyı Gücü Altyapısı): Kıyı Gücü Altyapısı kurulum maliyetleri, liman trafiği düşük olan işletmeler için ciddi bir risk taşır. Karlılık analizi, yatırımın geri dönüş süresinin (payback period) büyük oranda trafik hacmine endeksli olduğunu göstermektedir. Yeterli trafik hacmine sahip olmayan limanlar için bu yatırım, devlet desteği olmaksızın “finansal intihar” niteliği taşımaktadır. Altyapı yatırımlarının yüksekliği, liman kâr marjları üzerinde doğrudan baskı oluşturur.
2. Gemi İşletmecileri: Gemi içi (ship-borne) sistemlerin modernizasyonu (retrofitting) yüksek maliyetli olup, kıyı elektriği fiyatlarının konvansiyonel yakıta göre yüksek kalması durumunda operasyonel dirençle karşılaşılmaktadır.
Yatırımın geri dönüş süresi, sağlanan sübvansiyonların etkinliği ile doğrudan ilişkilidir. Sübvansiyonlar operasyonel maliyet farkını kapatmadığı takdirde, yatırım rasyonelliğini yitirerek atıl kapasite riskini doğurmaktadır.
4.3. KURUMSAL VE DÜZENLEYİCİ ENGELLER
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi ile ilgili bazı engeller birbirleriyle etkileşim içindedir.
● "Tavuk-Yumurta" İkilemi: Liman otoriteleri yeterli gemi uyumu olmadan altyapı yatırımı yapmaktan çekinirken, gemi operatörleri de yeterli kıyı elektrifikasyonu donanımlı liman bulamadıkları için modernizasyon (retrofit) yatırımlarını ertelemektedir. Bu kurumsal tıkanıklık, küresel bir koordinasyon eksikliğinin sonucudur. Bu engellerin operasyonel düzlemde paydaşlar üzerinde yarattığı farklılaşmış etkilerin incelenmesi, bütünleşik çözüm modelleri için elzemdir.
5. KIYIDAN GEMİYE ELEKTRİK SAĞLAMA TEKNOLOJİSİNİN UYGULANMASINDA SÜBVANSİYONLARIN ROLÜ
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama uygulaması ile ilgili olarak devletlerin ve limanların farklı amaçları bulunmaktadır. Devletin amacı toplam maliyetlerini en aza indirmektir. Bu maliyetler; gemi emisyonlarından kaynaklanan çevresel maliyetleri, kullanım veya kurulum sübvansiyonlarının sağlanmasına ilişkin doğrudan harcamaları ve karbon vergilerinden kaynaklanan gelir kayıplarını veya gelir artışlarını kapsamaktadır. Limanların amacı ise; kârlarını en üst düzeye çıkarmaktır. Bu kâr; mevcut ve yeni gemi ziyaretlerinden elde edilen gelirleri, kullanım ve kurulum sübvansiyonlarından sağlanan gelirleri ve karbon vergilerinin finansal etkilerini içermektedir.
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinin benimsenmesi ve yayılması sübvansiyon ve teşviklerin etkinliği ile yakından ilgilidir. Kıyı elektrifikasyonu teknolojisinin benimsenmesinin önündeki önemli engellerden biri, hem teknolojiyi sağlayanlar hem de potansiyel kullanıcılar için yeterli sübvansiyon / teşviklerin bulunmamasıdır. Bu yetersiz sübvansiyon / teşvikler, kıyı elektrifikasyonu çözümlerinin yaygın şekilde uygulanmasını ve kullanılmasını engelleyebilmektedir.
“Sübvansiyonsuz” bir senaryoda, kıyı elektrifikasyonu teknolojisi aracılığıyla emisyonları azaltmaya yönelik önlemler bulunmadığından, gemi kaynaklı emisyonların yol açtığı çevresel maliyetler yüksek seviyelerde kalabilir veya zamanla artabilir. Bu durum, kontrol altına alınamayan kirliliğin etkileri nedeniyle uzun vadede kamuya yüklenen toplam maliyetlerin yükselmesine neden olabilir. “Sübvansiyonların” bulunmadığı bir durumda, limanlar kıyı elektrifikasyonu sistemlerine yatırım yapmalarını ve bu sistemleri teşvik etmelerini sağlayabilecek potansiyel bir gelir kaynağından veya maliyet azaltıcı bir mekanizmadan mahrum kalacaktır. Bu durum, limanların çevre dostu girişimlerden elde edebilecekleri kârlılığı olumsuz yönde etkileyebilir.
Sübvansiyonlar olmaksızın, piyasanın doğal işleyişi, kıyı elektrifikasyonu sistemlerinin gerektirdiği yüksek başlangıç yatırım maliyetlerini ve işletme giderlerini karşılamaya yeterli olmayabilir. Bu durum, teknolojinin benimsenme hızının yavaşlamasına, emisyonların yüksek seviyelerde devam etmesine ve limanların elde edebileceği çevresel ve ekonomik fırsatların kaçırılmasına yol açabilir.
Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisini kullanan bir çok ülkede kullanılan teşvikler aşağıda açıklanmaktadır.
5.1. Finansal Teşvikler
• Sübvansiyonlar ve Hibeler: Hükümetler veya liman otoriteleri, limanlarda kıyı elektrifikasyonu altyapısının kurulumu ile ilgilidir. Kıyı elektrifikasyonu ile ilgili olarak gemilere de sübvansiyon sağlanması uygulamanın benimsenmesi ve yayılımı açısından önemlidir. Kurulum sübvansiyonları limanlarda Kıyı Elektrik Altyapısının kurulmasını teşvik etmede etkilidir ve böylece gemilerden kaynaklanan emisyonların azaltılmasına doğrudan katkı sağlar. Kıyı elektriğinin kullanımını teşvik etmeyi amaçlayan bu sübvansiyonlar, paradoksal bir şekilde limana gelen gemi sayısını artırabilir. Trafikte meydana gelen bu artış, bireysel gemiler kıyı elektriği kullansa bile, ilgili limandaki toplam emisyonların yükselmesine neden olabilir . Bu durum, politika yapıcıların dikkate alması gereken karmaşık bir ödünleşimi (trade-off) ortaya koymaktadır.
Bunun yanında; kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinin bir diğer paydaşı olan denizcilik işletmeleri ve bir diğer önemli aktör olan gemilere de sübnansiyon / teşvik sağlanması gerekmektedir. Gemilerin kıyı elektriği bağlantı sistemleriyle donatılması (retrofit edilmesi) için mali destek sağlanması önemlidir.
• Vergi İndirimleri ve Muafiyetler: Kıyı elektrifikasyonu teknolojisine yapılan yatırımlar için vergi teşvikleri sunulması veya kıyı elektriği kullanan gemilerin belirli liman ücretlerinden muaf tutulması, bu teknolojiyi ekonomik açıdan daha cazip hale getirebilir.
• Daha Düşük Elektrik Maliyetleri: Kıyı elektriği için elektrik fiyatlarının rekabetçi veya sübvanse edilmiş bir seviyede belirlenmesi, gemilerin işletme maliyetlerini azaltabilir. Kıyı elektrifikasyonunun yaygınlaşmasının önündeki ekonomik engellerin aşılmasında, elektrik fiyatlarına yönelik sübvansiyonlar altyapı ve kurulum desteklerinden daha etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi, liman gelirlerini azaltmadan gemi işletmecilerinin kârlılığını artırmakta ve toplam ekonomik faydayı yükseltmektedir. Bu nedenle, kıyı elektriği kullanımını teşvik etmek amacıyla tercihli elektrik tarifeleri ve fiyat sübvansiyonlarının uygulanması önerilmektedir.
Araştırmalar; sübvansiyon programları, karbon vergileri ve farklılaştırılmış fiyatlandırma mekanizmalarının limanlar ile denizcilik işletmeleri üzerindeki finansal yükleri azaltarak kıyı elektrifikasyonunun ekonomik uygulanabilirliğini güçlendirdiğini göstermektedir. Kurulum ve kullanım sübvansiyonlarının karbon fiyatlandırması ve çevresel farkındalık çalışmalarıyla birlikte uygulanması, sürdürülebilir benimseme açısından en etkili yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, ekonomik uygulanabilirlik; elektrik fiyatlandırma yapısına, bölgesel koşullara, paydaşlar arasındaki iş birliğine ve limanların yatırım maliyetlerini geri kazanabilme kapasitesine bağlıdır. Ayrıca, hava kalitesindeki iyileşmeler ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi dışsal faydaların ekonomik değerlendirmelere dâhil edilmesi, kıyı elektrifikasyonunun gerçek değerinin ortaya konulması açısından önem taşımaktadır.
5.2. Düzenleyici ve Politik Teşvikler
• Zorunluluklar (Mevzuat Düzenlemeleri): Bazı Avrupa Birliği ülkelerinde, belirli gemi türlerinin veya deniz taşımacılığı segmentlerinin limanda yanaşma sırasında kıyı elektriği kullanmasını zorunlu kılan düzenlemelerin uygulanması, bu teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırdığı gözlemlenmektedir.
• Emisyon Ticaret Sistemleri: Kıyı elektriği kullanımının karbon kredisi veya emisyon ticaret sistemlerine entegre edilmesi, emisyon azaltımından kaynaklanan finansal faydalar sağlayarak teşvik edicidir.
• Liman Ücretlerinde İndirim: Kıyı elektriği kullanan gemilere liman ücretlerinde indirim uygulanması, gemi işletmecilerini bu teknolojiyi kullanmaya yönlendirebilir.
5.3. Operasyonel ve Verimlilik Temelli Teşvikler
• Öncelikli Yanaşma Hakkı: Kıyı elektriği kullanımına uygun donanıma sahip gemilere öncelikli yanaşma imkânı tanınması, operasyonel verimliliği artırarak bu teknolojinin benimsenmesini teşvik edebilir.
• Gürültü ve Titreşimin Azaltılması: Doğrudan bir teşvik olmasa da, kıyı elektriği kullanımının gemi mürettebatı ve liman çevresindeki topluluklar için sağladığı gürültü ve titreşim azaltımı gibi faydalar önemli avantajlar olarak vurgulanabilir.
5.4. Bilgilendirme ve Farkındalık Faaliyetleri
• Pilot ve Gösterim Projeleri: Başarılı kıyı elektriği projelerinin finansal olarak desteklenmesi ve tanıtılması, bu uygulamaların faydalarını ortaya koyarak diğer paydaşları da benimsemeye teşvik edebilir.
• Standardizasyon: Kıyı elektriği bağlantılarına ilişkin açık ve yaygın kabul gören teknik standartların geliştirilmesi ve teşvik edilmesi, belirsizlikleri azaltarak teknolojinin daha geniş ölçekte uygulanmasını kolaylaştırabilir.
6.SONUÇ VE ÖNERİLER
Geleceğin "Yeşil Liman" ekosisteminde, finansal stratejileri çevresel regülasyonlarla senkronize edebilen limanlar, küresel tedarik zincirinde en kârlı ve sürdürülebilir düğüm noktaları haline gelecektir. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi tüm limanlar için uygun değildir; yatırımın karlılığı doğrudan liman hacmine bağlıdır. Düşük hacimli limanlarda hükümetlerin "Kurulum Sübvansiyonu" ile devreye girmesi operasyonel bir zorunluluktur. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisi yatırımları, yüksek trafik hacmine sahip limanlarda önceliklendirilmelidir. Kullanım sübvansiyonları emisyon artış riskini barındırır; doğrudan kullanım teşvikleri liman kârını artırabilir ancak "Kullanım Paradoksu" nedeniyle toplam emisyonu artırma riski taşır. Teşvikler, gemi sayısından ziyade net emisyon azaltımı üzerinden kurgulanmalıdır. Karbon vergisi politikaları dinamik yönetilmelidir; vergi yükü, gemileri yeşil dönüşüme teşvik etmek yerine limandan kaçıracak seviyeye ulaşmamalıdır. Hükümetler, sübvansiyonları sabit rakamlar yerine emisyon azaltım performansı üzerinden dinamik olarak endekslemelidir. Limanlarda gemi trafiği takip edilmelidir. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinin kapasitesinin yetersiz kalması durumunda ek yatırım gerekecektir.
Operasyonel açıdan ise rıhtım tahsisi, planlama süreçleri ve elektrik fiyatlarındaki dalgalanmalar kıyı elektriği sistemlerinin kullanım oranlarını doğrudan etkilemektedir. Kıyıdan gemiye elektrik sağlama teknolojisinde kritik konulardan biri Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve hibrit enerji sistemlerinin; dijitalleşme ve enerji depolama çözümleriyle birlikte entegrasyonu, özellikle izole veya yenilenebilir enerjiye bağımlı limanlar için sürdürülebilir ve dayanıklı kıyı elektrifikasyonu çözümlerinin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Gelişmiş Enerji paylaşımını optimize etmek ve operasyonel verimliliği artırmak için Blockchain tabanlı enerji yönetimi devreye alınmalıdır. Şebeke üzerindeki tepe yüklerini yönetmek için Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) ile Güneş ve Rüzgar (RES) kaynaklarının entegrasyonu, enerji maliyetlerini minimize edecektir.
Kıyı elektrifikasyonunun yaygınlaştırılmasının önündeki çok boyutlu engellerin aşılabilmesi için teknolojik standardizasyonu, güçlü ekonomik teşvikleri, düzenleyici desteği ve paydaşlar arası iş birliğini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımın gerekli olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak; Kıyıdan gemiye elektrik sağlama tekolojisi , sürdürülebilir denizcilik ekosisteminin vazgeçilmez bir yapı taşıdır. Teknolojinin bir çok paydaşı etkilemekle beraber, paydaşlar arasında çıkar farklılıkları bulunmakta ve teknolojinin benimsenmesini ve yayılımını etkilemektedir. Paydaşlar arasındaki çıkar farklılıkları, sadece finansal teşviklerin değil, aynı zamanda güven tabanlı iş birliği modellerinin de geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Gemi sahipleri, liman otoriteleri ve çevre kurumları arasındaki farklı öncelik ve çıkarlar koordinasyon sorunlarına yol açmaktadır. Gemi işletmecileri genellikle dönüşüm (retrofit) maliyetleri ve operasyonel aksamalardan endişe duyarken, limanlar altyapı yatırımlarının finansal yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, iş birliğine dayalı yönetişim modelleri ve paydaş katılımı; açık politika sinyalleri ve kurumsal taahhütlerle birlikte, kabulün artırılması ve ortak yatırımların teşvik edilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Uzun vadeli stratejiler, ekonomik faydaların daha belirgin hâle gelmesiyle birlikte kıyı elektrifikasyonunun politika odaklı benimsenmeden piyasa odaklı benimsenmeye geçişini dikkate almalıdır. Bu süreçte, sıfır emisyonlu liman operasyonlarına yönelik ivmenin korunabilmesi için düzenleyici denetim sürdürülürken sübvansiyonlar kademeli olarak azaltılabilir. Bunun başarılabilmesi ise sürekli izleme faaliyetlerini ve değişen koşullara uyum sağlayabilen politika düzenlemelerini gerektirmektedir.
KAYNAKÇA
Coppola, T., Micoli, L., Russo, R., & Zagaria, G. (2024, June). Methanol and fuel cell technology for ship cold ironing applications. In 2024 International Symposium on Power Electronics, Electrical Drives, Automation and Motion (SPEEDAM) (pp. 1054-1059). IEEE.
Glavinović, R., Krčum, M., Vukić, L., & Karin, I. (2023). Cold ironing implementation overview in European ports—case study—Croatian ports. Sustainability, 15 (11): 8472.
Gu, Y., & Yu, X. (2024). A life cycle cost analysis of different shore power incentive policies on both shore and ship sides based on system dynamics and a Chinese port case. Environmental Science and Pollution Research, 31(20), 29563-29583.
Kelmalis, A., Dimou, A., Lekkas, D. F., & Vakalis, S. (2024). Cold ironing and the study of RES utilization for maritime electrification on lesvos Island port. Environments, 11(4), 84.
Luo, C., Zhou, Y., Mu, M., Zhang, Q., & Cao, Z. (2024). Subsidy, tax or green awareness: Government policy selection for promoting initial shore power usage and sustaining long-run use. Journal of Cleaner Production, 442, 140946.
Martínez-López, A., Romero, A., & Orosa, J. A. (2021). Assessment of cold ironing and LNG as mitigation tools of short sea shipping emissions in port: A Spanish case study. Applied Sciences, 11(5), 2050.
Vahabzad, N., Mohammadi-Ivatloo, B., & Anvari-Moghaddam, A. Optimal energy scheduling of a solar-based hybrid ship considering cold-ironing facilities. IET Renew Power Gener 2021; 15 (3): 532–47.
Williamsson, J., Costa, N., Santén, V., & Rogerson, S. (2022). Barriers and drivers to the implementation of onshore power supply—a literature review. Sustainability, 14(10), 6072.
Zhang, S., & Song, X. (2025). Synergies between government, ports, shipping companies, and power companies. Frontiers in Marine Science, 12, 1671057.
Zhong, Z., Jin, H., Sun, Y., & Zhou, Y. (2024). Two incentive policies for green shore power system considering multiple objectives. Computers & Industrial Engineering, 194, 110338.
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul