Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
Liman Yatırımlarında Hukuki Öngörülebilirlik ve Yatırım Güvencesi
1. Giriş
Liman işletmeciliğinin niteliği gereği, bu alandaki yatırımlar yüksek miktarda sermaye gerektirmekte ve yatırımların geri dönüşü uzun bir zaman dilimine yayılmaktadır. Liman projelerinin uzun vadeli olması nedeniyle, yatırım kararı verilirken ekonomik getirinin yanı sıra, yatırım süresi boyunca geçerli olacak hukuki ve idari düzenlemelerin de dikkate alınması, yatırımın akıbeti bakımından önem arz etmektedir. Zira hukuki çerçevenin zaman içinde değişmesi, yatırımın maliyetlerini ve yatırımcıya geri dönüş süresini de etkilemektedir. Dolayısıyla, yatırım yapılırken tabi olunan hukuki düzenlemelerin açık ve öngörülebilir olması gerekmektedir. İşbu yazımızda Anayasa Mahkemesi’nin liman işletme hakkı sürelerinin uzatılmasına ilişkin kararı hukuki öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde değerlendirilecektir.
2. Hukuki Öngörülebilirliğin Niteliği
Anayasa Mahkemesi’nin 22/5/2013 tarihli ve 2013/39 E., 2013/65 K. sayılı kararında hukuk devletinin ilkeleri; “Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.” şeklinde açıklanmıştır. Hukuki düzenlemelerin bireylerde güven uyandıracak düzeyde tutarlı ve öngörülebilir olması gerektiği Anayasa Mahkemesince vurgulanmıştır.
Bununla birlikte hukuki öngörülebilirlik, mevcut hukuki düzenlemelerin hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği veya yatırımcının gelecekteki tüm beklentilerinin korunacağı anlamına gelmemektedir. Bu noktada esas olan, yatırımcının yatırım kararını verirken dikkate aldığı hukuki çerçevenin makul ölçüde istikrarlı ve öngörülebilir olmasıdır. Bu durum, özellikle liman işletme hakkı sözleşmelerinin süresi ve bu sürenin sonradan değiştirilmesi bakımından önem kazanmaktadır.
3. Anayasa Mahkemesinin Liman İşletme Hakkı Sürelerinin Uzatılmasına İlişkin İptal Kararı
Anayasa Mahkemesi’nin 20/7/2022 tarihli ve 2022/22 E., 2022/92 K. sayılı iptal kararı ile liman işletmeciliğinde hukuki öngörülebilirliğin önemi açıkça vurgulanmıştır. Karara konu düzenleme ile kırk dokuz yıldan daha kısa süreyle özelleştirilen bazı limanların işletme sürelerinin, yeni bir ihale yapılmaksızın kırk dokuz yıla kadar uzatılmasına imkân tanınmıştır. Mevcut düzenlemede, bu imkândan yalnızca mevcut sözleşmelerin tarafı olan işletmecilerin yararlanabilmesi öngörülmüştür.
Mezkur AYM kararı ile 6/1/2022 tarihli ve 7350 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesiyle 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a eklenen geçici 30. madde iptal edilmiştir. Anılan hüküm ile 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde TDİAŞ ve TCDDİGM’ye ait bazı limanların işletme hakkı verilmesi/devri yöntemiyle özelleştirilmeleri neticesinde imzalanan kırk dokuz yıldan az süreli özelleştirme sözleşmelerinin taraflarına bu sözleşmelerin sürelerini kırk dokuz yıla kadar uzatma imkânı tanımakta ve sözleşme süresinin uzatılabilmesi için gerekli ön şartları düzenlemektedir.
Düzenlemenin gerekçesinde, yeni bir ihale sürecinin beklenmesine gerek kalmadan yatırımların gerçekleştirilmesi ve limanların rekabet gücünün korunması amaçlanmış olduğu izah edilmesine rağmen, Anayasa Mahkemesi tarafından bu amacın; mevcut işletmecilere tanınan imkanın diğer kişileri/yatırımcıları tamamen dışlayarak eşitsizlik yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesi kapsamında sözleşme süreleri sona erdiğinde, limanların yeniden ihaleye çıkarılması halinde, gerekli şartları taşıyan farklı şirketlerin de ihaleye katılması ve limanı işletme hakkını elde etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yönüyle kural sadece hâlihazırda özelleştirme sözleşmelerinin tarafı olan kişilere ek sözleşme yapma imkânı tanımakla özelleştirme sözleşmelerinin tarafı olmayan kişileri mevcut sözleşme süreleri sonunda sözleşme yapma imkânından yoksun bırakmak suretiyle sözleşme özgürlüğünü sınırladığı değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, bu durumun yalnızca yeni yatırımcıların sürece katılmasını engellemediği, aynı zamanda rekabeti de sınırladığı tespit edilmiş; bir limanın yeniden ihaleye çıkarılması halinde farklı şirketlerin teklif vermesinin, limanın işletme hakkı için rekabet oluşmasını ve limanın gerçek ekonomik değerinin ortaya çıkmasını sağlayacağı ancak mevcut işletmeciye doğrudan süre uzatımı verilmesi halinde ise bu rekabet imkanının ortadan kalkacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından, mevcut işletmeciler ile diğer potansiyel yatırımcılar arasında ortaya çıkan farklılığın ölçülü olmadığına karar verilerek ilgili hükmün iptali yönünde hüküm kurulmuştur.
Görüleceği üzere, yatırımcının korunması amacıyla getirilen bir düzenlemenin, diğer yatırımcıların piyasaya girişini tamamen engellememesi ve rekabeti ortadan kaldırmaması gerekmektedir. Dolayısıyla hukuki öngörülebilirlik ve yatırım güvencesi sağlanırken, mevcut işletmecinin menfaatleri kadar diğer yatırımcıların rekabet edebilme imkanının ve kamu yararının da gözetilmesi gerekmektedir. Bu yönüyle karar, liman yatırımlarında yatırımcının hukuki güvenliği ile eşitlik ve serbest rekabet ilkeleri arasında kurulması gereken denge bakımından önem taşımaktadır.
4. Sonuç
Liman yatırımlarında hukuki öngörülebilirlik, yatırımcının yatırım kararını verirken dikkate aldığı hukuki şartların yatırım süresi boyunca tamamen değişmeyeceği anlamına gelmemektedir. Nitekim devletin kamu yararı doğrultusunda mevzuatta değişiklik yapması ve ekonomik veya sektörel koşullara göre yeni düzenlemeler getirmesi mümkündür. Ancak özellikle uzun vadeli yatırımlarda, yapılan değişikliklerin yatırımcının güvenerek aldığı kararları ve yatırımın ekonomik değerini ne ölçüde etkilediğinin dikkate alınması önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin liman işletme sürelerinin yalnızca taraflara mahsus olarak uzatılmasına ilişkin iptal kararında da ifade edildiği üzere, yatırımcının korunması amacıyla yapılan bir düzenleme, diğer yatırımcıların rekabet etme imkanını ortadan kaldırmamalıdır. Dolayısıyla yatırım güvencesi sağlanırken yalnızca mevcut işletmecinin menfaatleri değil, piyasaya girmek isteyen diğer yatırımcıların hakları ve kamu yararı da dikkate alınmalıdır. Bu noktada esas alınması gereken husus; yatırımcının haklı beklentilerinin korunması, kamu yararının gözetilmesi ve rekabet ortamının sürdürülmesi arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesidir.
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul