Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
Belirsizlik Çağında Limanlarda Dayanıklılık ve Risk Yönetimi
Giriş:
Görece istikrarlı küresel ticaret akışı son yirmi yılda değişerek çok katmanlı belirsizliklerin yer aldığı bir duruma evrilmiştir. Bu dönüşümün en büyük yansımalarından birisi de denizcilik sektöründe ve onun temel altyapısını oluşturan limanlarda yaşanmıştır. Bu süreçte 2008 küresel finans krizi, pandemi kaynaklı tedarik zinciri kırılması, bölgesel istikrarsızlık, çatışma ve savaşlar, iklim değişikliğinin neden olduğu ekstrem meteorolojik koşullar, enerji dönüşümü ve hızlanan dijitalleşme limanların gelişen olaylar karşısında reaksiyon verme sürelerini etkilemiş ve karar verme süreçlerinde belirsizliğe neden olmuştur. Geleceği yeterince görememek kısaca belirsizlik başlı başına bir risktir. Liman yönetiminde belirsizlik yalnızca riskin ortaya çıktığı ortam değil, aynı zamanda öngörü kapasitesini zayıflatarak karar kalitesini düşüren başlı başına bir stratejik risktir. Geleceğin yeterince öngörülememesi; yatırım, kapasite, güvenlik ve operasyon kararlarında hatalı varsayımlar yapılması olasılığını artırmaktadır.
Dayanıklılık en genel tanımı ile bir olumsuzluk karşısında sistemin şokları emmesi ve değişime ayak uydurması olarak verilebilir. Bunun en geçerli yöntemi sistemin esnekliği ve yenilenme kabiliyetidir. İster liman olsun isterse bir başka tesis bir sistem ne kadar az kırılgan ise dış etkilere karşı o kadar dayanıklı olacaktır.
Bu çalışmada limanlarda sürdürülebilir gelişmemin en önemli unsuru olan dayanıklılık ve risk yönetimi bir arada ele alınmıştır.
1- Limanlarda Risk Yönetimi
Sonuçları önceden kestirilemeyen her bir gelişme karar verme sürecinde belirsizliklere neden olmaktadır. Yeni gelişen veya aniden ortaya çıkan bir olumsuzluk ancak başarılı bir risk yönetimi ile bertaraf edilebilmektedir.
Fransızcadan dilimize giren risk (risque) dar anlamda “zarara uğrama tehlikesi” olarak TDK’da tanımlanmıştır. Mierzwicky (2003), riski, sürece ilişkin çıktıların ortalamalardan sapması ya da beklenmedik sonuçlar olarak tanımlamıştır 1 . Blanchard (1998) ise, riski, bir ya da birden fazla olaya bağlı olarak işlerin ters gitme olasılığı olarak tanımlamıştır.2 Farklı tanımlar olmasına rağmen risk genel anlamda hayatın olağan akışından bir sapma olarak düşünülebilir. Zira riskin içinde ekstrem bir durum ve belirsizlik vardır. Bu nedenle riskler farklı olasılık dağılımlarına sahiptir.
Genel itibarı ile riskler spekülatif riskler ve kaza (felaket) riskleri olarak iki temel grupta sınıflandırılabilir. Spekülatif riskler sonucunda işletmeler kazanç veya kayıp yaşayabilmektedir. İkinci grupta yer alan kaza (felaket) risklerinin ise sonuçları her zaman olumsuz olacaktır.
Çalışma kapsamında limancılık sektörünü etkileyen riskler sekiz grupta toplanmıştır: jeopolitik ve politik riskler, siber ve teknolojik riskler, doğal afetler ve çevresel riskler, operasyonel ve endüstriyel riskler, finansal ve ekonomik riskler, hukuki, regülatif ve güvenlik riskleri, iş gücü ve insan kaynakları riskleri, tedarik zinciri ve ağ/bağımlılık riskleri. Bu riskler limanlarda sürdürülebilir gelişme ve dayanıklılık açısından değerlendirilimiştir.
İlk grupta Jeopolitik ve Politik Riskler yer almaktadır. Küresel deniz ticareti ticaret rotalarının güvenliği ile doğrudan ilişkilidir. Stratejik öneme sahip ulaşım ağları, boğazlar, kanal geçişlerinde yaşanacak bir olumsuzluk doğrudan deniz ticareti ve limanlar için jeopolitik riskleri oluşturmaktadır. Savaş, terörizm, siyasi istikrarsızlık, rejim değişiklikleri vb. güvenlik riskleri ticaret rotalarını ve limanlardaki yük hacmini doğrudan etkilemektedir. Son yirmi yılda gelişen tüm jeopolitik olumsuzluklar ülkemiz coğrafyasına yakın bölgelerde gerçekleşmiştir (Suriye iç savaşı, Rusya – Ukrayna savaşı, İsrail – Filistin çatışması ve Gazze savaşları, Libya iç savaşı, Yemen savaşı ve Kızıldeniz’de deniz güvenliği krizi, İran–ABD/İran–İsrail gerilimi ve Hürmüz Boğazı krizi). Süre gelen savaş ve krizler ülkemiz limanları açısından operasyonel risklerin yanı sıra, rota değişimlerinden, göçten, enerji arzından, navlun ve sigorta maliyetlerinden, yaptırımlardan ve hinterland bağlantılarındaki kırılganlıklardan doğan bir dizi farklı riski de beraberinde getirmektedir. Jeopolitik ve küresel risklerin somut örneği Rusya – Ukrayna Savaşı ve İran – İsrail Savaşı’dır. Rusya – Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen deniz ticaretine ve liman operasyonlarına önemli ölçüde olumsuz etkisi olmuştur. Benzer şekilde İran – İsrail Savaşı ve bu krizin tırmanması sonucu, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz güzergâhındaki deniz ticareti ciddi ölçüde kesintiye uğramış; gemiler Ümit Burnu'na yönelmek zorunda kalmıştır. Her iki savaş da ülkemizi ve ülkemiz limanlarını doğrudan olumsuz yönde etkilemiştir. Bu süreçte; navlun ve sigorta (Savaş Riski Primleri) maliyetlerinin fırlaması, yakıt ve enerji maliyeti artışı, transit ve uğrak düzensizlikleri, limanlarda yaşanan yığılmalar ve boş konteyner tedariğindeki zorluklar başlıca olumsuzlukları oluşturmaktadır. Limanı var eden kara ve deniz yolu ulaşımının düğüm noktasında olmasıdır. Dayanıklı limanlar için jeopolitik risklere karşı tedarik zincirinin alternatif rotalar ile geliştirilmesi, limanın intermodal imkanlarının arttırılması, farklı jeopolitik krizlere karşı önceden senaryo bazlı kriz simülasyonlarının yapılması faydalı olacaktır. Jeopolitik risklerin en önemli etkisi ticaretin merkezi olan limanların doğrudan çalışmalarda, savaşlarda ve terörist faaliyetlerde hedef haline gelmesidir. Limanın denizden ve havadan gelecek tehditlere karşı en üst düzeyde güvenliğinin sağlanması, termal kameralar, dron savar ve yapay zekâ uygulamaları ile eş güdümlü çalışan ekipmanlarla korunması gereklidir.
Bilgisayar uygulamaları son on yıl içinde gündelik hayatın bir parçası olmuştur. Birçok sektörde olduğu gibi, limanlarda da otomasyon, yapay zekâ ve IoT sistemleriyle dijitalleşme hız kazanmaktadır. Bilgi Teknolojileri hızlı ve hatasız operasyon ile limanlarda günlük işleyişi mükemmelleştirirken limanları siber saldırılara da açık hale getirmiştir. Limancılık alanındaki ikinci risk grubunu “Siber ve Teknolojik Riskler” oluşturmaktadır. "Akıllı Limanlar", operasyonel verimliliği artırırken aynı zamanda siber saldırı yüzeyini de genişletmektedir. Limanlardaki bilişim sistemlerine yönelik fidye yazılımı (ransomware) ya da veri ihlali saldırıları, tüm terminal hareketlerini saatler içinde tamamen felç edebilmektedir. Gemi yanaşma ve ayrıma manevralarında özellikle kılavuz kaptanların kör yanaşma durumlarında navigasyon ve GPS verilerini bozabilmektedir. "Siber ve teknolojik risklerin somut bir örneği ülkemiz limanlarında da yaşanmıştır. Önemli konteyner limanlarımızdan birinde Terminal İşletim Sistemi'ne (TOS) yönelik düzenlenen bir fidye yazılımı saldırısı sonucunda; kapı giriş-çıkışları durmuş, konteyner saha konumları sistemden silinmiş, liman kapısında kilometrelerce TIR kuyruğu oluşmuş ve tesis bir süre manuel operasyon moduna geçmek zorunda kalmıştır. Bu durum, teknolojik altyapıya bağımlılığın yüksek olduğu modern limanlarda siber güvenlik zafiyetlerinin kısa sürede nasıl devasa operasyonel aksamalara ve verimlilik kayıplarına dönüşebileceğini açıkça göstermektedir. Dayanıklı limanlar için siber ve teknolojik risklere karşı sistemin bir saldırıya uğraması durumunda ve olası bir sistem çökmesinde devreye girecek yedekleme sisteminin hazır halde tutulması, IT ve OT sistemlerinin birbirinden izole edilmesi, faydalı olacaktır. Bu kapsamda tüm kritik verilerin internetle bağı olmayan çevrimdışı sunucularda yedeklenmesi faydalı olacaktır.
Ülkemizde yer alan limanların önemli bir bölümü birinci derece deprem bölgesindedir. Üçüncü risk grubunu “Doğal Afetler ve Çevresel Riskler” oluşturmaktadır. Yedi ve üzeri büyük ölçekli bir depremde limandan beklenen temel performans; can güvenliğini sağlaması, göçmeyi önlemesi, kritik işlevlerini sürdürebilmesi ve oluşabilecek hasarların onarılabilir düzeyde kalmasıdır. Bununla beraber deprem sadece limanı değil geniş bir alanı etkilemektedir. Limanın bağlantı yolları, viyadükler, şehrin kritik altyapısı da hasar görmektedir. Dolayısı ile bir afet sonunda liman temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi yeterli değildir. Sadece deprem değil iklim değişikliği kaynaklı şiddetli fırtınalar, yükselen deniz seviyeleri, ani dalga hareketleri ve aşırı hava koşulları liman altyapı ve üst yapıları için en somut fiziki tehditleri oluşturmaktadır. Bu olaylar hem milyonlarca dolarlık hasara hem de günlerce süren operasyonel duruşlara neden olabilmektedir. Doğal afetler sonucu çıkan yangınlar, kimyasal sızıntılar liman için olduğu kadar limanın yakın çevresi için de risk oluşturmaktadır. Doğal afetler ve çevresel risklerin somut bir örneği, ülkemizde 'Asrın Felaketi' olarak adlandırılan ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz bölgelerini etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler sonucunda yaşanmıştır. Deprem nedeniyle İskenderun Körfezi'ndeki limanlarda rıhtım ve saha hasarları ile büyük ölçekli yangınlar meydana gelmiş; bölge limanlarında operasyonlar bir süre durma noktasına gelmiştir. Bu durum, doğal afetlerin liman altyapıları ve bölgesel tedarik zincirinin sürekliliği üzerinde oluşturduğu kritik tehdidi açıkça ortaya koymaktadır. Dayanıklı limanlar için doğal afetler ve çevresel risklere karşı altyapıların mevcut deprem şartnamesine uygun yapılması, STS vinç ayaklarında sismik sönümleyici kullanımı, yangın ve kimyasal sızıntı için gerekli ekipmanın her an hazır bulundurulması, acil müdahale tatbikatlarının periyodik olarak tekrarlanması faydalı olacaktır.
Tüm önlemlerin alınmasına rağmen insan hatası, ekipman arızası, çevresel faktörler gibi nedenler ile liman sahası içerisinde iş kazaları, tehlikeli madde (IMDG) patlamaları veya sızıntıları, kritik ekipman arızaları ve yangınlar meydana gelebilmektedir. Dördüncü risk grubunu “Operasyonel ve Endüstriyel Riskler” oluşturmaktadır. Oluşan kazalar maddi manevi kayıpların yanı sıra finansal olarak da limana ağır darbeler vurabilmektedir. Limanlarımızın önemli bir bölümü geri saha yetersizliği nedeniyle liman içi sıkışıklık yaşamaktadır. Bu durum liman etkinliğini ve verimliliğini azalttığı kadar operasyonel kaza risklerini artırmaktadır. Operasyonel ve endüstriyel risklerin somut bir örneği, yanaşma manevrası esnasında bir geminin kontrolünü kaybederek rıhtım vinçlerine çarpması ve yüksek maliyetli ekipman ile altyapı hasarlarına yol açmasıdır. Benzer şekilde, limanlarımızda müteaddit defalar tecrübe edilen hatalı elleçleme, kaza ve ekipman arızası kaynaklı yük hasarları da operasyonel risklerin en yaygın biçimlerini oluşturmaktadır. Bu tür olaylar, liman içi iş güvenliği ve operasyonel standartların ne denli kritik olduğunu ve insan hatası veya ekipman arızalarının doğrudan büyük finansal kayıplara dönüşebileceğini göstermektedir. Dayanıklı limanlar için operasyonel ve endüstriyel risklere karşı liman operasyonlarında otomasyonun daha yaygın kullanılması, insansızlaştırma kadar çalışan personelin kalifiye olması, İş Sağlığı ve Güvenliği protokollerine uygun davranması, ve tehlikeli madde elleçleme alanlarında yüksek güvenlikli ayrıştırma prosedürlerinin uygulanması, liman içi sıkışıklık için pregate kurulması, kamyon randevu sistemlerinin devreye alınması, kamyonların limanda bulunma sürelerine sınırlama getirilmesi ve istif sahalarının liman dışında oluşturulacak "Kuru Liman" ve iç lojistik merkezlerine kaydırılması faydalı olacaktır.
Limanlar verdikleri hizmetten bağımsız olarak aynı zamanda birer ticari işletmedir. Yüksek yatırım maliyetlerine katlanılarak gerçekleştirilen limanlar yatırımcısı açısından da fizibıl olmalıdır. Gelir gider dengesi kadar gerçekleştirdiği her bir yatırımı makul bir sürede geri döndürmesi gerekmektedir. Bu aşamada yükte yaşanacak düşüşler, gemi uğrak sayılarının azalması liman gelirlerini doğrudan etkileyecektir. Küresel dalgalanmalar ve belirsizlikler “Finansal ve Ekonomik Riskler” grubunda değerlendirilmektedir. Pandemi öncesi başlayan küresel ekonomik belirsizlik devam etmektedir. Dalgalanan navlun fiyatları, yüksek faiz oranları, döviz kuru üstündeki baskılar sermaye yoğun bir sektör olan limancılıkta yatırım kararlarını zorlaştırmakta, geri dönüş sürelerini uzatmakta, proje karlılıklarını düşürmektedir. Nakit akışı yönetilemeyen bir limanın dayanıklılığını koruması imkânsızdır. Özellikle konteyner taşımacılığında küresel ittifaklar doğrudan limanları etkilemektedir. Büyük hatlar ve küresel ittifaklar yüksek hacimde yükün bir limandan diğer limana kaymasına neden olabilmektedir. Finansal ve ekonomik risklerin somut bir örneği, Karadeniz’deki çatışmalar ve Süveyş Kanalı krizleri nedeniyle Karadeniz/Akdeniz uğrak hattındaki ana konteyner hatlarının Türkiye limanlarını pas geçerek doğrudan rakip bölgesel limanlara (Pire veya Mısır limanları) kaymasıdır. Benzer şekilde Karadeniz'de durma noktasına gelen deniz ticareti, bölgedeki Türk limanlarını ekonomik anlamda ciddi şekilde sarsmıştır. Elleçleme hacimlerinde yaşanan bu düşüşler; liman gelirlerini doğrudan olumsuz etkilemiş, yüksek sabit yatırım maliyetleri ve süregelen işletme giderlerinin karşılanmasında zorluklar yaratarak ciddi finansal riskler doğurmuştur. Dayanıklı limanlar için operasyonel ve endüstriyel risklere karşı limanların karlılıktan feragat edip büyük hat operatörleri ile stratejik iş birliği yapmaları faydalı olacaktır. Finansal risklere karşı farklı senaryoları içeren simülasyonların yapılması, duyarlılık analizlerinin geniş bir yelpazede gerçekleştirilmesi ve finansal şoklara hazırlıklı olunması, özellikle dış kaynak kullanımında finansal maliyetlerin iyi analiz edilmesi gerekmektedir.
Limanlar gerek ulusal gerekse uluslararası regülasyonlara tabi olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Bir bütün olarak denizcilik sektöründe yürürlüğe giren her regülasyon doğrudan limanları da etkilemektedir. Altıncı risk grubunu “Hukuki, Düzenleyici ve Regülatif Riskler” oluşturmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) karbonsuzlaşma hedefleri, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS) ve Karbon Düzenleme Mekanizmaları (SKDM) gibi uluslararası yeşil mevzuatlar, limanların operasyonel standartlarını yeniden tanımlamaktadır. Bu regülasyonlara uyum sağlayamayan limanlar ciddi cezai yaptırımlar ve pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Benzer şekilde ulusal mevzuatımızda çevre, iş güvenliği, gümrük uygulamaları gibi birçok alanda yürürlüğe giren her bir yönetmelik limanları uyum sağlamaya ve yeni yatırımlar yapmaya zorlamaktadır. Karbon emisyonları kadar kaçakçılık, yasadışı göç gibi birçok olumsuzluk limanların ilave önlemler almasına neden olmaktadır. Hiç şüphesiz önümüzdeki on yılın en önemli konusu Yeşil Liman dönüşümü olacaktır. Karbonsuzlaştırma başta olmak üzere ulusal ve uluslararası mevzuat limanlar için bağlayıcı olacak, bu regülasyonlara uyum sağlayamayan limanlar ciddi cezai yaptırımlar ve pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Hukuki, düzenleyici ve regülatif risklerin somut bir örneği, bir limanının kapasite artışı projesi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararının yargı organlarınca iptal edilmesidir. Düzenleyici risklerin bir diğer boyutunu ise mevzuatsal uyum süreçleri oluşturmaktadır. Örneğin; 'Yeşil Liman' sertifikasyonu kapsamındaki tesislerin gerekli çevresel yatırımları zamanında tamamlayamaması durumunda lisans iptalleri veya idari para cezalarıyla karşılaşma riski, mevzuat değişikliklerinin ve yasal yükümlülüklerin liman işletmeleri üzerindeki regülatif baskısını açıkça göstermektedir. Dayanıklı limanlar için Yeşil Liman konseptinin benimsenmesi, gemilere kıyı elektrik bağlantı sistemlerinin ve alternatif yakıt (LNG, amonyak, hidrojen) ikmal altyapılarının yapılması gerekmektedir. Limanların bir diğer hukuki sorumluğu olan kaçakçılık konusunda Gümrük Muhafaza ile tam entegre X-ray konteyner tarama sistemlerinin ve K9 dedektör köpek timlerinin operasyonel sahada aktif olarak kullanılması ve yapay zekâ destekli risk değerlendirmelerinin yaygın kullanılması faydalı olacaktır.
Bilişim sistemleri ve otomasyonun limanlarda yaygınlaşması, emek yoğun iş gücünden bilgi yoğun insan gücüne geçişi hızlandırmıştır. Otomasyon seviyesine bakılmaksızın limanlarda kalifiye insan gücüne olan bağımlılık devam etmektedir. Limanlarda yedinci risk grubunu İş Gücü ve İnsan Kaynakları Riskleri oluşturmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede mevcut nüfusun yaşlanması aktif iş hayatında olan insanların yaş ortalamasını da yükseltmektedir. Ağır saha ve gemi operasyonlarında (bağlama/lashing işleri gb.) doğrudan insan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Benzer bir insan gücü ihtiyacı da yazılım ve otomasyon da yaşanmaktadır. İş gücü ve insan kaynakları risklerinin somut örnekleri iki temel senaryo üzerinden açıklanabilir. İlk olarak, nitelik ve deneyim eksikliği bulunan bir rıhtım vinç operatörünün konteyneri hatalı elleçlemesi; iş kazalarına, ağır ekipman hasarlarına ve operasyonun durmasına yol açabilmektedir. İkinci olarak, aynı liman havzasında faaliyet gösteren işletmeler arasında nitelikli personelin transfer olması (yüksek iş gücü devir hızı), personel kaybeden tesiste vardiya açıklarına ve gemi elleçleme sürelerinde ciddi gecikmelere neden olmaktadır. Bu senaryolar, limancılık sektöründe insan kaynağı kalitesinin ve personel elde tutma stratejilerinin operasyonel süreklilik açısından ne denli kritik olduğunu açıkça göstermektedir. Dayanıklı liman işletmeciliği doğrultusunda; meslek liseleri ve meslek yüksekokullarındaki uygulamalı eğitim payı artırılmalı, güncel teknolojilere hakim nitelikli ara eleman kaynağı yaratılmalıdır.
Limancılık sektörü, liman müşterilerinden kamu kurumlarına uzanan geniş bir ekosistemin parçasıdır. Hizmetlerini birbiriyle entegre süreçler bütünü halinde sunan limanlar, bu sistemdeki yatay ve dikey entegrasyonlarda gerçekleşen her türlü olumlu ya da olumsuz gelişmeden doğrudan etkilenir. Bu bağımlılık yapısı nedeniyle, limanların karşı karşıya olduğu sekizinci temel risk 'Tedarik Zinciri ve Ağ/Bağımlılık Riski' olarak öne çıkmaktadır. Tedarik zinciri limanlar, lojistik merkezler, ulaşım modları gibi çok bileşenli bir yapıya sahiptir. Bu yapı içindeki her bir oyuncu diğer oyuncunun eylem stratejisinde etkili olmakla beraber hiçbir oyuncu diğerinin karar mekanizması içinde yer almamaktadır. Örneğin gemi hatlarının limanlardan bağımsız olarak navlun fiyatlarını arttırması veya azaltması birdenbire yük akışının seyrini değiştirebilmekte yükler bir limandan diğer limana kayabilmektedir. Benzer şekilde gemi hatlarının kurdukları ittifaklar karar verme mekanizması içinde yer almayan limanları doğrudan yük ve gemi trafiği açısından etkilemektedir. Bir diğer bağımlılık ise yükün ana kaynağının sınırlı olmasından (bölgede bulunan sınırlı sayıdaki büyük sanayi kuruluşları, organize sanayi bölgesi, serbest bölge, lojistik merkez vb.) ortaya çıkmaktadır. Tedarik zinciri ve ağ/bağımlılık risklerinin somut bir örneği, limanların çok modlu (multimodal) taşımacılık yapısı ve art ülke (hinterland) bağlantılarına olan yüksek bağımlılığında görülmektedir. Nitekim yaşanan deprem felaketi sonucunda bölge limanlarının karayolu ve demiryolu bağlantılarının kesilmesi, limanlar fiziki olarak çalışabilir durumda olsa dahi yük akışının durmasına yol açmıştır. Benzer şekilde, jeopolitik krizler nedeniyle ana ulaşım koridorlarında meydana gelen tıkanmalar da tedarik zinciri ağlarındaki kırılganlığı artırmaktadır. Bu durum, ulaşım modlarından herhangi birinde yaşanacak bir kesintinin tüm tedarik zincirini ve liman operasyonlarını doğrudan felç edebileceğini açıkça göstermektedir. Dayanıklı limanlar için bu aşamada en önemli şey yatay ve dikey iş birlikleridir. Hatlar, yük sahipleri, lojistik merkezler ile yapılan iş birlikleri ve ortaklıklar riski minimize edecektir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken husus ana müşteriye aşırı bağımlılığın getireceği olumsuzluklardır.
2- Genel Değerlendirme ve Sonuçlar
Hangi sektörde olursa olsun, sürdürülebilir gelişme ve büyümenin ilk koşulu etkin bir risk yönetimidir. Günümüzde sektörler iç içe geçmiş son derece entegre bir sistem içinde faaliyet göstermektedir. Bu entegrasyonun doğal bir sonucu olarak kurumlar ve kritik altyapılar, dışarıdan gelebilecek olumsuz etkilere ve şoklara her zamankinden daha açık hale gelmiştir. Bu noktada temel strateji; riskleri doğru ve proaktif şekilde tanımlamak, gerekli tedbirleri zamanında almak ve karşılaşılan her bir dalgayı fırsata çevirebilme esnekliğini göstermektir.
21. yüzyıl; ekonomiden uluslararası ilişkilere, enerji arz güvenliğinden vekalet savaşlarına kadar her alanda belirsizliklerin ve krizlerin ivme kazandığı bir dönem olmuştur. Yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken tırmanan küresel ve yerel belirsizlikler, deniz ticareti ve limanlar üzerindeki risk faktörünü ivmelendirerek artırmaktadır. Hiç şüphesiz 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde sektörün ana gündem maddesi, "dirençli ve dayanıklı limanlar" (resilient ports) olacaktır.
Çünkü belirsizlik, yalnızca hangi krizin ne zaman gerçekleşeceğinin öngörülememesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda yatırım, kapasite ve operasyon kararlarının dayandığı temel varsayımları da zayıflatmaktadır. Bu doğrultuda dayanıklı bir liman; riskleri önceden teşhis eden, olası kesintilere hazırlanan, kriz ve şok anında temel işlevlerini sürdürebilen ve değişen koşullara hızla adapte olabilen tesistir.
Bu çalışma kapsamında Türkiye limancılık sektörünü ve küresel deniz ticaretini etkileyen tehditler sekiz temel grupta bütünsel olarak ele alınmıştır:
Jeopolitik ve Politik Riskler: Türkiye limanları açısından birincil öncelikli başlıklardan biridir. Ülkemizin Karadeniz, Akdeniz ve Orta Doğu’daki stratejik ticaret güzergâhlarıyla olan coğrafi bağı; bölgesel savaşların gemi rotalarını, liman uğraklarını, yük hacimlerini, navlun ve sigorta maliyetlerini doğrudan etkilemesine neden olmaktadır. İncelenen krizler, bir limanın kendi sahasında doğrudan bir güvenlik sorunu yaşanmasa dahi küresel ve bölgesel gelişmelerden ne denli kilit düzeyde etkilenebileceğini göstermektedir. Bu riskler karşısında alternatif ticaret koridorlarının ve intermodal hatların geliştirilmesi, kriz senaryolarının önceden simüle edilmesi ve liman güvenlik altyapılarının güçlendirilmesi kritik önem taşımaktadır.
Siber ve Teknolojik Riskler: Dijitalleşmenin sağladığı operasyonel verimlilik artışıyla eş zamanlı olarak tırmanmaktadır. Terminal İşletim Sistemleri (TOS), otomasyon ve veri ağları liman süreçlerini hızlandırırken, bu sistemlerde meydana gelecek bir siber zafiyet veya kesinti; kapı giriş-çıkışlarını, saha yönetimini ve gemi operasyonlarını eş zamanlı olarak felç edebilmektedir. Dolayısıyla teknoloji yatırımları, İş Sürekliliği Planları (BCP) ile entegre yürütülmelidir. Kritik verilerin güvenli yedeklenmesi, Bilgi Teknolojileri (IT) ile Operasyonel Teknoloji (OT) sistemleri arasındaki erişim kontrolünün sağlanması ve sistemlerin devre dışı kaldığı durumlara yönelik uygulanabilir manuel prosedürlerin oluşturulması şarttır.
Doğal Afetler ve Çevresel Riskler: Bölgesel afet tecrübeleri, liman dayanıklılığının yalnızca rıhtım ve saha yapılarının statik sağlamlığına bağlı olmadığını kanıtlamıştır. Liman altyapısındaki fiziki hasarların yanı sıra ikincil afetler (yangın vb.) ile karayolu ve demiryolu bağlantılarındaki kopmalar da yük akışını durdurabilmektedir. İklim değişikliği kaynaklı aşırı hava olayları ve yükselen deniz seviyeleri de bu risk grubunun diğer boyutudur. Bu doğrultuda afet hazırlıklarında; yapısal altyapının güçlendirilmesi, acil müdahale kapasitesinin korunması, düzenli tatbikatlar ve limanın çevre ulaşım ağlarıyla entegre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Operasyonel ve Endüstriyel Riskler: Limanın günlük faaliyetlerinde insan, ekipman ve saha koşullarının etkileşiminden doğmaktadır. Hatalı elleçleme, yanaşma manevrası sırasında rıhtım/vinç çarpmaları, ekipman arızaları ve tehlikeli yük olayları; can güvenliği, yük bütünlüğü ve hizmet sürekliliği üzerinde doğrudan etkilidir. Liman içi sıkışıklık ve arka saha yetersizlikleri de bu riskleri tetiklemektedir. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) standartlarının etkin uygulanması, personel yetkinliğinin sürekli geliştirilmesi, tehlikeli yük sahalarının standartlara uygun yönetimi ve Kamyon Randevu Sistemleri (TAS) gibi dijital çözümler birlikte kurgulanmalıdır.
Finansal ve Ekonomik Riskler: Yüksek sabit yatırım (capital-intensive) ve işletme maliyetlerine sahip limanların, yük hacimleri ile gemi uğraklarındaki dalgalanmalara olan yüksek duyarlılığından kaynaklanmaktadır. Küresel ticaretteki daralmalar, ana hat operatörlerinin rota değişiklikleri (port bypass), faiz ve döviz kurlarındaki oynaklıklar; yatırımların geri dönüş sürelerini ve nakit akışını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca büyüme odaklı yük tahminlerine dayanan kararlar yetersizdir. Talebin düştüğü, finansman maliyetlerinin tırmandığı veya ana müşterilerin kaydığı durumları kapsayan senaryo ve duyarlılık analizleri finansal direncin temel araçlarıdır.
Hukuki, Düzenleyici ve Regülatif Riskler: Liman yatırımlarının ve operasyonlarının katı izin süreçlerine, ulusal ve uluslararası mevzuatlara bağlı olması sebebiyle öne çıkmaktadır. Kapasite artışı projelerine ilişkin ÇED kararlarının yargı organlarınca iptal edilmesi gibi durumlar yatırımların takvimini ve finansman dengesini sarsabilir. Benzer şekilde "Yeşil Liman" sertifikasyonu ve emisyon düzenlemeleri kapsamındaki çevresel yükümlülüklerin zamanında planlanamaması ciddi idari yaptırım ve uyum riskleri doğurur. Limanların regülasyon değişikliklerini proaktif olarak izlemesi ve çevresel dönüşüm yatırımlarını uzun vadeli stratejilerine dâhil etmesi gerekmektedir.
İş Gücü ve İnsan Kaynakları Riskleri: Otomasyon seviyesi artsa dahi limancılıkta nitelikli insan kaynağına olan bağımlılığın sürdüğünü göstermektedir. Yetersiz eğitim ve tecrübeye sahip operatörlerin hatalı elleçlemeleri; iş kazaları, yük ve ekipman hasarlarına yol açmaktadır. Aynı liman havzasındaki işletmeler arasında yaşanan nitelikli personel geçişleri (yüksek iş gücü devir hızı) ise vardiya planlamasını ve operasyonel sürekliliği riske atmaktadır. Bu çerçevede uygulamalı mesleki eğitimlerin geliştirilmesi, çalışan yetkinliklerinin güncellenmesi ve nitelikli personeli elde tutma stratejileri operasyonel dayanıklılığın ayrılmaz parçalarıdır.
Tedarik Zinciri ve Ağ/Bağımlılık Riskleri: Limanın münferit bir tesis olmadığını, geniş bir lojistik ağın düğüm noktası (hub) olduğunu ortaya koymaktadır. Deniz taşıyıcıları, yük sahipleri, karayolu/demiryolu işletmeleri ve kamu kurumları arasındaki bağlantılardan birinin kopması tüm liman performansını düşürür. Özellikle art ülke (hinterland) ulaşım hatlarının zarar görmesi, liman fiziki olarak işler durumda olsa dahi yükün tesise giriş-çıkışını engeller. Ayrıca tek bir ana müşteriye veya yük grubuna olan aşırı bağımlılık stratejik kırılganlığı artırır. Alternatif taşıma bağlantıları, çeşitlendirilmiş müşteri portföyü ve paydaşlar arası güçlü iş birlikleri bu bağımlılık riskini azaltacaktır.
Sonuç olarak; incelenen sekiz risk kategorisi birbirinden bağımsız değildir. Aksi takdirde bir jeopolitik kriz yük akışını ve finansal gelirleri sarsabilir; bir doğal afet hinterland bağlantılarını keserek tedarik zincirini kilitleyebilir; personel veya sistem kaynaklı tek bir hata ise devasa operasyonel kayıplara yol açabilir (domino etkisi). Bu nedenle limanlarda risk yönetimi, yalnızca münferit olaylara reaktif önlem alma faaliyeti olarak görülmemelidir. Risklerin birbiriyle olan karmaşık etkileşimini izleyen, kritik bağımlılıkları haritalandıran ve muhtemel kesinti senaryolarında uygulanacak kararları önceden tanımlayan bütüncül ve dinamik bir risk yönetim yaklaşımı şarttır. Türkiye limanlarının sürdürülebilir ve rekabetçi gelişmesi; fiziki altyapı ve teknolojinin güçlendirilmesi kadar nitelikli insan kaynağına, finansal esnekliğe, mevzuata tam uyuma ve tüm ulaşım ağı boyunca kurulacak stratejik iş birliklerine bağlıdır.
Çalışma kapsamında belirlenen ve limanları doğrudan etkileyen sekiz ana risk kategorisi ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Bundan sonraki çalışmalara ve sektörel uygulamalara temel teşkil etmesi amacıyla; mevcut konjonktür, liman operasyonları ve işletmecilik dinamikleri temelinde, sahadaki uzmanlık ve tecrübeye dayalı olarak bu riskler oluşma olasılıkları ve olası sonuçları (etki dereceleri) dikkate alınarak risk seviyelerine ayrılmıştır. Yapılan değerlendirmenin sonuçları aşağıda yer alan tabloda sunulmuştur.
Kaynakça
Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi. (2023). Directive (EU) 2023/959. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:32023L0959
Denizcilik Genel Müdürlüğü. (2021). Tehlikeli Yüklerin Denizyoluyla Taşınması ve Yükleme Emniyeti Hakkında Yönetmelik. Resmî Gazete, 31659. https://denizcilik.uab.gov.tr/duyurular/tehlikeli-yukler
Dünya Bankası. (2025). Port reform toolkit (3. baskı). https://www.worldbank.org/en/topic/transport/publication/port-reform-toolkit
International Association of Ports and Harbors. (2021). Cybersecurity guidelines for ports and port facilities (Sürüm 1.0). https://wwwcdn.imo.org/localresources/en/OurWork/Security/Documents/IAPH%20Cybersecurity%20Guidelines%20for%20Ports%20and%20Port%20Facilities%20v1.pdf
International Maritime Organization. (2023). 2023 IMO strategy on reduction of GHG emissions from ships (MEPC.377(80)). https://wwwcdn.imo.org/localresources/en/OurWork/Environment/Documents/annex/2023%20IMO%20Strategy%20on%20Reduction%20of%20GHG%20Emissions%20from%20Ships.pdf
International Maritime Organization. (2026). Guidelines on maritime cyber risk management (MSC-FAL.1/Circ.3/Rev.4). https://wwwcdn.imo.org/localresources/en/OurWork/Facilitation/FAL%20related%20nonmandatory%20documents/MSC-FAL.1-Circ.3-Rev.4.pdf
Kıyı Tesislerine Yeşil Liman Sertifikası Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. (2026, 24 Mart). Resmî Gazete (Sayı: 33203). https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/kiyi-tesislerine-yesil-liman-sertifikasi-duzenlenmesi-hakkinda-yonetmelikte-degisiklik-yapilmasina
Notteboom, T., Pallis, T., Rodrigue, J.-P. (2021). Disruptions and resilience in global container shipping and ports: The COVID-19 pandemic versus the 2008–2009 financial crisis. Maritime Economics Logistics, 23(2), 179–210. https://doi.org/10.1057/s41278-020-00180-5
Tsoulfas, G. T. (2026). Port resilience: A systematic literature review. Maritime Economics Logistics, 28, 388–408. https://doi.org/10.1057/s41278-025-00326-3
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı. (2023, 5 Kasım). İskenderun Limanı’nın bir rıhtımı daha gemi trafiğine açıldı. https://www.uab.gov.tr/haberler/iskenderun-limaninin-bir-rihtimi-daha-gemi-trafigine-acildi/
UN Trade and Development. (2024). Review of maritime transport 2024: Navigating maritime chokepoints. https://unctad.org/system/files/official-document/rmt2024_en.pdf
UN Trade and Development. (2025). Review of maritime transport 2025: Staying the course in turbulent waters. https://unctad.org/publication/review-maritime-transport-2025
Verschuur, J., Koks, E. E., Hall, J. W. (2020). Port disruptions due to natural disasters: Insights into port and logistics resilience. Transportation Research Part D: Transport and Environment, 85, 102393. https://doi.org/10.1016/j.trd.2020.102393
Verschuur, J., Pant, R., Koks, E., Hall, J. (2022). A systemic risk framework to improve the resilience of port and supply-chain networks to natural hazards. Maritime Economics Logistics, 24(3), 489–506. https://doi.org/10.1057/s41278-021-00204-8
Risk matrisinde kullanılan risk kategorilerine ait kotlar.
| Kot | Kategori |
|---|---|
| JP | Jeopolitik ve Politik Riskler |
| ST | Siber ve Teknolojik Riskler |
| DA | Doğal Afetler ve Çevresel Riskler |
| OE | Operasyonel ve Endüstriyel Riskler |
| FE | Finansal ve Ekonomik Riskler |
| HR | Hukuki, Regülatif ve Güvenlik Riskleri |
| İK | İş Gücü ve İnsan Kaynakları Riskleri |
| TZ | Tedarik Zinciri ve Ağ/Bağımlılık Riskleri |
Risk Matrisi
| Kod | Risk Tanımı | Risk Seviyesi | Kontrol / Azaltma Önlemi |
|---|---|---|---|
| JP-01 | Geçit ve Boğaz Tıkanıklıkları (Hürmüz, Süveyş vb.) | Yüksek | Alternatif intermodal (demir/kara yolu) rotaların çeşitlendirilmesi ve esnek hat planlaması. |
| JP-02 | Savaş, Sabotaj ve Terörizm | Yüksek | İHA ve termal kameralarla 7/24 izleme, askeri istihbarat ve ulusal güvenlik ağlarıyla entegrasyon. |
| JP-03 | Siyasi İstikrarsızlık ve Rejim Değişiklikleri | Yüksek | Hukuki güvenceler, uluslararası tahkim anlaşmaları ve politik risk sigortası (PRI) kullanımı. |
| JP-04 | Ticaret Savaşları ve Ambargolar | Yüksek | Pazar ve yük çeşitlendirmesi, tek bir ülke veya coğrafyaya bağımlılığın azaltılması. |
| ST-01 | Fidye Yazılımı (Ransomware) Saldırıları | Yüksek | Ağ segmentasyonu, verilerin çevrimdışı (air-gapped) yedeklenmesi ve SIEM sistemleri. |
| ST-02 | Sistem ve Altyapı Çökmeleri (TOS Arızaları) | Yüksek | Yedekli sunucu (failover) altyapısı ve kesintisiz güç kaynaklarının (UPS) periyodik testi. |
| ST-03 | Veri İhlalleri ve Endüstriyel Casusluk | Yüksek | Uçtan uca şifreleme, sıkı erişim yetkilendirmeleri (Zero Trust mimarisi) ve veri sızıntısı önleme (DLP). |
| ST-04 | Navigasyon ve GPS Yanıltmaları (Spoofing) | Yüksek | Kör yanaşma durumları için yedekli karasal seyrüsefer (eLORAN) ve gelişmiş radar sistemleri. |
| DA-01 | Deprem, Sıvılaşma ve Tsunami | Orta | Zemin enjeksiyonu (jet-grouting) ve sismik sönümleyicili STS vinç altyapısının inşası. |
| DA-02 | Aşırı Hava Olayları (Kasırga, Yoğun Sis) | Yüksek | Erken uyarı meteoroloji sistemleri, fırtına bağlama (storm anchoring) protokolleri. |
| DA-03 | İklim Değişikliği ve Deniz Seviyesi Yükselmesi | Orta | Kıyı koruma yapıları, dalgakıranların yükseltilmesi ve uzun vadeli adaptasyon planları. |
| DA-04 | Petrol ve Kimyasal Sızıntıları | Yüksek | Limanda hazır bariyer (boom) ve sıyırıcı bulundurma, periyodik acil müdahale tatbikatları. |
| OE-01 | Tehlikeli Madde (IMDG) Patlamaları | Yüksek | Kargoların IMDG koduna göre izole sahalarda depolanması ve sürekli gaz algılama sensörleri. |
| OE-02 | Liman İçi Sıkışıklık (Congestion) | Yüksek | Kamyon Randevu Sistemleri (TAS) ve hinterlandda Kuru Liman (Dry Port) entegrasyonu. |
| OE-03 | Ekipman ve Altyapı Yaşlanması / Arızalar | Yüksek | Kestirimci bakım planları, düzenli rıhtım derinlik (tarama) ölçümleri ve parça yedekliliği. |
| FE-01 | Küresel ve Bölgesel Resesyonlar (Hacim Düşüşü) | Orta | Değişken maliyet yapısına geçiş, operasyonel bütçelerde esneklik ve gelir modellerinin çeşitlendirilmesi. |
| FE-02 | Döviz Kuru ve Enflasyon Riskleri | Yüksek | Gelir ve giderlerin aynı para biriminden (mümkünse döviz) dengelenmesi, türev araçlar (hedging). |
| FE-03 | Müşteri İflasları ve Alacak Riski | Orta | Kredi limitlerinin sıkı takibi, alacak sigortası kullanımı ve teminat mekanizmaları. |
| HR-01 | ISPS Kodu ve Mevzuat Uyumsuzluğu | Orta | Düzenli iç ve dış denetimler, ISPS sertifikasyon süreçlerinin kesintisiz takibi. |
| HR-02 | Kaçakçılık ve Yasa Dışı Ticaret | Yüksek | Gümrük muhafaza ile entegre yüksek teknolojili X-ray tarama sistemleri ve K9 ekipleri. |
| HR-03 | Karbon Emisyonu ve Yeşil Liman Uyumsuzluğu | Yüksek | Gemilere kıyı elektriği sağlayan Cold Ironing altyapısı ve yenilenebilir enerji yatırımları. |
| İK-01 | Grev ve İş Bırakma Eylemleri | Orta | Sendikalarla proaktif TİS süreçleri, açık iletişim kanalları ve kriz dönemi acil durum planları. |
| İK-02 | Nitelikli / Teknik Personel Eksikliği (Otomasyon) | Yüksek | Üniversitelerle yetenek programları, sürekli kurum içi Liman 4.0 ve siber güvenlik eğitimleri. |
| İK-03 | Yaşlanan İş Gücü ve Bilgi Kaybı | Orta | Ağır saha işlerinin kademeli otomasyonu, yapılandırılmış mentorluk ve kurumsal hafıza sistemleri. |
| TZ-01 | Hinterland ve Altyapı Bağlantı Kopukluğu | Yüksek | Liman içi demiryolu (intermodal) hatlarının genişletilmesi ve akıllı koridor yönetim yazılımları. |
| TZ-02 | Armatör İttifaklarına (VSA) Aşırı Bağımlılık | Yüksek | Müşteri portföyünün çeşitlendirilmesi, küresel hatlarla ortak terminal (Joint Venture) ortaklıkları. |
| TZ-03 | Tedarikçi ve Taşeron Krizleri | Orta | Kritik hizmet tedarikçileri için yedekli (back-up) sözleşmeler ve SLA standartlarının sıkı takibi. |
KAYNAKÇA
1 - Mierzwicki T. S., 2003. Risk Index for MultiObjective Design Optimization of Naval Ships, Faculty of Virginia Polytechnic Institute and State University, Blacksburg, Virginia.
2 - Blanchard, B.S.;(1998), System Engineering Management, 3rd Edition, John Wiley & Sons, New York.
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul