Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
LOJİSTİKTE GÖRÜNMEYEN ZİNCİRLER: YAPTIRIMLARIN GÖLGESİNDE KÜRESEL DENİZ TAŞIMACILIĞI
Belirsizlik ortamının küresel ticarete giderek hakim olmaya başladığı günümüz dünyasında, devletler arasındaki ilişkiler her zamankinden daha karmaşık ve iç içe geçmiş bir hal almıştır. Devletler ise, ilişkilerdeki hakimiyetini koruyabilmek amacıyla farklı araçlara başvurmaktadır. Bunlar arasında en dikkat çekenlerden biri ise kuşkusuz ki ekonomik yaptırımlardır. Yaptırımlar; hedef aktör üzerinde siyasi veya ekonomik baskı kurmayı hedeflerken çoğu zaman yalnızca muhatabını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirinin tamamını etkileyen ciddi sonuçlar meydana getirebilmektedir.
Bu noktadaki bazı somut örnekler arasında; ABD (OFAC), Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan yaptırım rejimlerinin İran, Rusya Federasyonu ve Çin gibi ülkeleri hedef almakla kalmayıp tedarik zincirindeki tüm aktörleri etkilediği durumlar sayılabilmektedir. ABD özelinde inceleme yapılması gerekirse; Hazine Bakanlığına bağlı olarak çalışan OFAC (Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi), hedef aktörlere karşı ABD ekonomik yaptırımlarını uygulamakla görevlidir. OFAC tarafından uygulanan yaptırım düzenlemeleri, denizcilik sektörü için önemli bir uyum gerekliliğini de beraberinde getirir.1 Yük belgelerinde sahtecilik, AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) manipülasyonu ve gemi mülkiyet yapısının gizlenmesi gibi uygulamalar, liman operasyonları ve küresel tedarik zincirinin akışı üzerinde ciddi aksamalara neden olmakta ve tüm aktörleri dolaylı yollardan “görünmeyen zincir” oluşturarak etkilemektedir. OFAC yayınladığı bir raporda bu durumu örnek bir vakayla açıklamaktadır. “İran” menşeli petrolün “Umman” menşeli olarak beyan edildiği, ayrıca geminin AIS (Automatic Identification System) verilerini kasıtlı olarak gizleyerek açık denizde STS (ship-to-ship) transferi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Bu durum gemideki bir hasar üzerine sigorta şirketine yapılan talep ile ortaya çıkmıştır. Belgelerdeki tutarsızlık üzerine uydu görüntüleri incelenmiş ve geminin yükü yaptırım listesinde yer alan İran’dan aldığı ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine sigorta şirketi poliçeyi iptal etmiş ve geminin yükü boşaltmasına liman yetkilileri izin vermemiştir.2 Söz konusu durum göz önüne alındığında; taşımacılıktaki tüm tarafların iyi tanınması, geminin rota takibinin düzenli aralıklarla gerçekleştirilmesi, işlemi feshetme imkanı tanıyan ‘yaptırımları hariç tutma hükmü’ ile sözleşmelerde hukuki korumanın sağlanması ve ihlallerde gönüllü geri bildirim mekanizmalarının devreye sokulması yalnızca ilgili tarafları değil, taşımacılık tarafları içinde yer alan tüm aktörlerin korunmasına katkı sağlayacak stratejik bir önlem olacaktır.
Birleşik Krallık ise Brexit sonrası Yaptırımlar ve Kara Para Aklamanın Önlenmesi Kanunu’nu 3 (SAMLA) çıkararak kendi yaptırım rejimini oluşturmuştur. Odağında; terörizmi önlemek, ulusal ve uluslararası güvenliği sağlamak ve kara para aklamanın önüne geçmek olan SAMLA’nın meydana getirdiği hukuki rejim, gerçek ve tüzel kişiler ile sektörel boyutta uygulanması hedeflenen yaptırımlara hukuki bir temel inşa etmeyi amaçlar. Bu kanun, denizcilik sektörünü de yakından ilgilendirmekte ve sektördeki uygulamalara da hukuki zemin oluşturmaktadır. Birleşik Krallık Mali Yaptırımlar Uygulama Ofisi (OFSI) tarafından yürürlüğe konan uygulamalar özellikle devam etmekte olan Rusya-Ukrayna savaşının gücünü kırmak ve Rusya’nın ekonomik faaliyetlerini zayıflatma amacını taşımaktadır. Birleşik Krallık bu kapsamda Avrupa Birliği ve G7 ülkeleri ile Rus petrolüne yönelik ortaklaşa hareket etmektedir. İç pazarında Rus petrolünün ithalatını kesin surette yasaklamış ve ithalatçılara petrolün Rusya ile bağlantısı olmadığını kanıtlama yükümlülüğü getirmiştir. Aksi durumda yükün boşaltılmasına izin vermemekte ve yüke el koyabilmektedir. Öte yandan, dünya petrol arzında kesintilerin önüne geçmek için G7 ülkeleri tarafından Rus petrolüne yönelik belirlenen tavan fiyat uygulaması ile küresel enerji arzını dengede tutmaktadır. Başka ülkelere taşınan tavan fiyatın altında satılan petrole İngiliz şirketleri sigorta, finansman ve brokerlik hizmetleri verebilmektedir.4Birleşik Krallık’ın bu yaklaşımı “görünmeyen zincirler” aracılığıyla karmaşık ve çok katmanlı bir yaptırım ağı yaratmaktadır.
ABD ve Birleşik Krallık rejimlerinden yapısal ve işlevsel yönlerden ayrılan Avrupa Birliği'nin yaptırım mekanizması ise kolektif bir yapıya sahiptir. Bu yapı, üye devletler için doğrudan bağlayıcılık taşısa da uygulamada birlik bulunmamaktadır. Örneğin, kimi üye devletler Rusya’dan boru hattı ile gelen petrol ithalatında geçici süreyle muafiyetlere sahipken diğerleri tam kapsamlı ithalat yasağı uygulamıştır.5 Söz konusu durum sigorta, taşıma ve liman kabul süreçlerinde gri alanların ortaya çıkmasına neden olmuş; doğrudan yaptırım ihlali olmasa da yaptırım ruhuna aykırı düşen uygulamalar gerçekleşmeye başlamıştır. Limanlar arasındaki farklı yaptırım uygulamaları rekabet dengesini zayıflatmakta ve taşıma zincirinde bulunan aktörler için belirsizlik ortamı oluşturmaktadır. Bu durum hukuki ve operasyonel risklerin artmasını da beraberinde getirmektedir. Öte yandan Rusya petrol ihracatını sürdürebilmek için eski, sigortasız ve bayrağı belirsiz gemilerden oluşan gölge filosu (shadow fleet) ile AB’nin yaptırımlarını delmeyi amaçlamakta ve ham petrolün menşeini gizlemeye çalışmaktadır. AB bu durumu önlemek için yeni sigorta kurallarını devreye almış, şeffaflığı ön planda tutarak görünmeyen ticaret zincirlerini kırmayı hedeflemiştir. Ancak bu durum sigorta poliçelerinde yükselişe neden olmuştur.6
Son dönemde Çin’de üretilen veya Çin bayrağı taşıyan gemilere yönelik yaptırımlarda da artan bir eğilim görülmektedir. Çin’in yaptırım altındaki ülkelerle ticari işbirlikleri geliştirmesi ve tespit edilmemek amacı ile kamuflaj tekniklerini kullanması, yaptırım listelerinde ön sıralara yükselmesine sebep olmuştur.7ABD tarafından yaptırım uygulanan aktörlerin paylaşıldığı SDN (Specially Designated Nationals) 8 listesinde Çin bağlantılı onlarca gemi ve taşımacılık şirketi bulunmaktadır. Bu kara listeye giren bir gemi; P&I sigorta kulüpleri tarafından sigortalanmamakta, brokerler tarafından tercih edilmemekte ve ABD bağlantılı limanlarda hizmet alamamaktadır. Buna ek olarak ABD, Çin’in lojistik sektörü üzerinden jeopolitik ve ekonomik üstünlük kurmasını engellemeye yönelik birtakım önlemler gündeme getirmiş; bu düzenlemeler ABD limanlarına girişlerinde daha sıkı denetim prosedürlerine tabi tutulmasını ve ek mali yükümlülükler getirilmesini öngörmüştür. 9 Çin bayraklı gemilerin gri alan aktörü olarak görülmesi taşımacılık zincirindeki tüm taraflar için hukuki, operasyonel ve ticari riskleri de beraberinde getirmektedir.
Küresel ticaretteki tüm bu yaptırımlar taşımacılık süreçlerinde gri alanların artmasına neden olmaktadır. Örneğin; ithal edilen petrol tavan fiyatın altında mı, yoksa üzerinde mi satılmıştır? Gemi AIS sinyallerini neden belirli sürelerle devre dışı bırakmıştır? Ürünün menşei belgedeki ülke midir, yoksa menşei saptırması söz konusu mudur? Sözleşmelerdeki tüm taraflar şeffaf mıdır, yoksa kimi aşamalarda gizli aktörler taşıma sürecine dahil olmuş mudur? Yapılan sigorta sözleşmesinde yaptırımları hariç bırakma hükmü yer almakta mıdır? Bu çok katmanlı ve dinamik yapının içinde, belirsizliklerle iç içe olan lojistik zincirinin her bir halkası ciddi risklerle karşı karşıyadır. Bu nedenle, her bir aktör bu metinlerin uygulamada nasıl tezahür ettiğine dair farkındalığa sahip olup görünmeyen zincirleri okuyabilme yetisine sahip olmalıdır. Bunu yapabilmeyi başaran lojistik aktörler ise yeni dünya düzeninin sınavını başarıyla tamamlayacaklardır.
KAYNAKÇA
1 - Andrea T Al-Attar, ‘Current US Sanctions with Respect to the Russian Federation: Successes, Challenges and a New Model for Economic Statecraft.’ (2023) 24 Business Law International 51
2 - Us Department of the Treasury, ‘Compliance Communique: Sanctions Guidance for the Maritime Shipping Industry’ (2024)
3 - Sanctions and Anti- Money Laundering Act 2018.
4 - UK Government, ‘UK Ban on Russian Oil and Oil Products’ (14 April 2023).
5 - Alexander Query, ‘Hungary Has Alternatives to Russian Energy, Yet It Clings to the Kremlin’ (26 February 2025).
6 - Council Regulation (EU) No 833/2014 of 31 July 2014 concerning restrictive measures in view of Russia’s actions destabilising the situation in Ukraine 2025.
7 - Sarah Tzinieris and Rishika Chauhan, ‘China’s Arrival in the Great Sanctions Game: A Learnt Response, Made by America’ [2025] Journal of Asian Security and International Affairs.
8 - Özel Olarak Belirlenmiş Kişiler (Akademik çeviri).
9 - David Lawder, ‘USTR Proposes Charging Chinese Ships up to $1.5 Million to Enter US Ports’ [2025] Reuters.
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul