Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk. Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A 34732 Kadıköy, İstanbul

TÜRKLİM PROF. DR. SONER ESMER

PROF. DR. SONER ESMER / TÜRKLİM DANIŞMANI

TÜRK DIŞ TİCARETİ VE LİMANCILIĞI: KÜRESEL DALGALARDA STRATEJİK KONUM

Küresel ticaret 2020 sonrası dönemde büyük bir dönüşüm geçirmiştir. COVID-19 pandemisi, ardından gelen tedarik zinciri krizleri, Rusya-Ukrayna savaşı ve Kızıldeniz'deki jeopolitik gerginlikler ve ABD’nin ticaret kotaları uluslararası deniz taşımacılığını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu çalkantılı ortamda Türkiye, geçmişte olduğu gibi hem transit ülke hem de üretim ve lojistik merkezi olarak yine öne çıkmaktadır. Bu yazı Türkiye'nin limancılık ve dış ticaret politikalarının mevcut risk ortamında nasıl konumlandığını, ortaya çıkan fırsatları ve Türkiye’nin küresel lojistiğin yeniden yapılanmasındaki rolünü incelemektedir.

Türkiye’nin Dış Ticareti: Artan Hacim ve Lojistikle Bütünleşme

Türkiye’nin dış ticaret hacmi son yirmi yılda istikrarlı bir artış göstermiş; bölgesel krizlere, küresel salgınlara ve jeopolitik dalgalanmalara rağmen güçlü bir direnç sergilemiştir. 2000’li yılların başında 80 milyar dolar civarında seyreden toplam dış ticaret hacmi, son yıllarda 600 milyar doların üzerine çıkarak Türkiye’nin küresel ticaretteki ağırlığını pekiştirmiştir. Bu büyüme, yalnızca üretim kapasitesindeki artışla değil, aynı zamanda gelişen lojistik altyapı, dijital gümrük sistemleri, liman yatırımları ve bölgesel taşımacılık bağlantıları ile desteklenmiştir. Türkiye, dış ticaretteki bu genişleme sayesinde hem Avrupa hem Asya pazarlarına eşzamanlı erişim sağlayan benzersiz bir lojistik merkez haline gelmiş; dış ticaretin coğrafi çeşitlenmesi ile birlikte stratejik geçiş noktası olma niteliğini güçlendirmiştir. Bu çerçevede, limancılık sektörü ile dış ticaret arasında kurulan karşılıklı etkileşim, Türkiye'nin küresel lojistik zincirlerinde üstlendiği çok yönlü rolün temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.

Dış Aktörlerin Etkisi ve Türkiye’nin Konumlanması

Küresel lojistik haritalarının yeniden çizildiği bu dönemde, Türkiye'nin limancılık stratejileri Çin, AB ve Körfez ülkeleri gibi aktörlerin politikalarıyla da yakından ilişkilidir. Çin, Orta Koridor üzerinden Avrupa’ya erişimi artırmak için Türkiye ile demiryolu yatırımlarına yönelmiştir. AB, Yeşil Mutabakat çerçevesinde düşük karbonlu taşımacılık rotaları talep etmekte, bu da Türkiye’nin demiryolu ve intermodal çözümlere geçişini teşvik etmektedir. Körfez ülkeleri ise Irak Kalkınma Yolu ve Zengezur projeleriyle Türkiye’yi kara rotalarının ana kavşağı haline getirmektedir. Bu dış aktörlerin politikaları Türkiye’nin sadece coğrafi değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik olarak da stratejik bir lojistik merkez olma kapasitesini etkilemektedir.

Türkiye Limanlarının Mevcut Durumu

Türkiye limanları, son on yılda artan dış ticaret hacmi ve altyapı yatırımları sayesinde Doğu Akdeniz’in en stratejik noktalarından biri haline gelmiştir. Limanlarımızda yapılan yatırımlar tüm yük türleri için kilit rol oynamaktadır. Diğer yandan ülkemizdeki önemli lojistik işletmelerinin küresel lojistik devleri tarafından satın alınması küresel potansiyelin anlaşılması için somut gelişmelerdir. Küresel deniz ve lojistik taşımalarını etkileyen jeostratejik olaylar Türkiye’nin bölgesel denge politikaları ve uluslararası ticaret hatlarına entegrasyonu açısından önemli fırsatlar ortaya çıkarmıştır. Limanlar tek başına bu entegrasyonu elbette sağlayamaz. Bu bağlamda arka planda şekillenen bölgesel girişimlerin etkisi daha yakından incelenebilir.

Orta Koridor ve Bölgesel Bağlantılar Işığında Fırsatlar

Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde inşa edilen Orta Koridor (Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı), Süveyş Kanalı ve Kuzey Koridoru’na (Rusya üzerinden) alternatif olarak hızla yükselmektedir. Bu güzergâh Çin-Kazakistan-Hazar Denizi-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktadır. 2024 yılı itibarıyla bu koridor üzerinden taşınan yük hacmi %63 artmış ve 4,1 milyon tona ulaşmıştır.

Çin'in Türkiye'nin demiryolu altyapısına 60 milyar dolarlık yatırım planı, Orta Koridor’un güvenliğini ve sürdürülebilirliğini artırmayı hedeflemektedir. Buna paralel olarak, Irak-Türkiye Kalkınma Yolu Projesi, Körfez ülkelerinden (BAE, Katar) Avrupa’ya açılan yeni bir lojistik hattın temelini atmaktadır. Bu hat sayesinde, Basra’dan Mersin’e ve oradan Avrupa’ya uzanan bir ‘kıta köprüsü’ kurulması öngörülmektedir.

Buna ek olarak, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile ana kara arasındaki bağlantıyı sağlayacak Zengezur Koridoru projesi, Türkiye'nin doğu sınırındaki lojistik kapasitesini artıracak önemli bir gelişmedir. Ermenistan üzerinden geçmesi planlanan bu koridor, Çin-Orta Asya-Kafkasya-Türkiye hattını daha etkin hale getirecek ve Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz kara bağlantısını tesis edecektir. Ayrıca, bu koridorun tamamlanmasıyla Bakü-Tiflis-Kars hattı daha entegre hale gelecek ve liman bağlantıları üzerinden Avrupa’ya ulaşım hızlanacaktır.

Lojistik Yeniden Yapılanmada Türkiye’nin Alternatif Merkez Rolü

Pandemi sonrası dönemde şirketler, tedarik zincirlerini daha kısa, esnek ve güvenli rotalarla yeniden yapılandırma sürecine girmiştir. Türkiye, Avrupa’ya coğrafi yakınlığı, genç işgücü, Gümrük Birliği üyeliği ve gelişen altyapısı sayesinde bu sürecin önemli bir aktörü konumundadır.

2025-2029 arasında Türkiye'nin lojistik sektörünün yıllık ortalama %5 büyüme ile 13,4 milyar dolarlık hacme ulaşması beklenmektedir. E-ticaretin yükselişi, lojistik merkezlerinin yaygınlaşması ve dijital taşımacılık çözümleri Türkiye’yi cazip bir üretim ve dağıtım üssü haline getirmiştir.

Ayrıca Dünya Bankası tarafından sağlanan 660 milyon dolarlık finansman ile Türkiye’de bazı hatların elektrikli demiryolu altyapısı genişletilmektedir. Bu durum, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat hedeflerine yaklaşmasında somut bir adım teşkil etmektedir. Bu sayede, ülke karbon salımını azaltma hedeflerine yaklaşırken Avrupa Yeşil Mutabakatı ile daha uyumlu hale gelmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Türkiye, mevcut kırılgan küresel ticaret ortamında jeopolitik risklere rağmen hem lojistik merkezi hem de üretim üssü olarak konumunu güçlendirme potansiyeline sahiptir. Özellikle Süveyş'e alternatif transit koridorların gelişmesi, Körfez bağlantılarının derinleşmesi ve Avrupa’ya entegre tedarik zincirlerinin yakınlaştırılması gibi dinamikler Türkiye’yi cazip kılmaktadır. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için aşağıdaki öneriler önemlidir:

· Lojistik altyapıya yapılan yatırımların sürdürülebilir, çevreci ve deprem gibi doğal afetlere dayanıklı şekilde planlanması; limanların dijital kontrol sistemleriyle güçlendirilmesi

· Jeopolitik risklere karşı esnek ve çok modlu lojistik altyapıların teşvik edilmesi; ticaret yolları için alternatif güzergâhların etkin kullanımı

· Orta Koridor, Irak Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru gibi projelerin birbirini tamamlayacak şekilde entegre edilmesi ve intermodal taşımacılığın yaygınlaştırılması

· Gümrük geçişlerinin hızlandırılması, bilişim tabanlı tedarik zinciri sistemlerinin uygulanması ve lojistik planlamada büyük veri (big data) analizinin kullanılması

Bu gelişmelerin Türk limanları üzerindeki etkisi çok yönlü olacaktır. Özellikle Orta Koridor, Zengezur Koridoru ve Kalkınma Yolu projeleri tamamlandığında, Türkiye limanları yalnızca ulusal yüklerin değil, Azerbaycan, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Çin ve Körfez ülkelerinden gelen transit yüklerin de başlıca çıkış noktası haline gelebilir. Bu gelişmeler ülkemizdeki limanlardaki elleçlemelerde %20-40 arasında artış potansiyeli doğurabilir. Transit yük potansiyelindeki bu artış, Türkiye'nin bölgesel liman (HUB) olmasını güçlendirirken, deniz taşımacılığına entegre kara-demiryolu hatlarının da önemini artıracaktır.

Türkiye, limancılıkla bütünleşen dış ticaret vizyonunu, çevik ve çok yönlü stratejilerle destekleyebildiği ölçüde küresel değer zincirlerinde üst düzey bir konum elde edebilecektir.

KAYNAKÇA

Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul