Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk. Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A 34732 Kadıköy, İstanbul

TÜRKLİM FARUK DOĞAN

FARUK DOĞAN / TÜRKLİM GENEL SEKRETERİ

LİMANLARDA KRİTİK TESİS VE ALTYAPI GÜVENLİĞİ

Limanlar, yalnızca uluslararası ticaretin kapıları, kargo operasyonlarının arayüzleri veya yolcu terminalleri değil, aynı zamanda, küresel tedarik zincirinin önemli düğüm noktalarını oluşturmaktadır. Kritik tesis ve güvenlik kavramı perspektifinden bakıldığında ise liman kavramı, klasik olarak konteyner, dökme, sıvı veya yolcu limanları kavramları ile sınırlı olmayıp, açık deniz petrol/doğal gaz platformları, denizdeki dolfen, platform veya şamandıra sistemleri, boru hatları, sahil bağlantı, aktarma ve pompa istasyonları, bu sistemlerle bağlantılı dolum, depolama ve dağıtım terminalleri (deniz kıyısında olmasa da), limanların yaklaşma suları, limanlara yaklaşma suları üzerindeki deniz düğüm noktaları, köprüler ve zarar görmesi halinde liman operasyonlarını olumsuz etkileyebilecek bütün tesis ve altyapılar, liman ve liman güvenliğini bütünleyen unsurlar olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bakış açısıyla limanlar aynı zamanda enerji dağıtımını ve küresel veri trafiğinin büyük bir bölümünü taşıyan su altı kabloları da dahil olmak üzere enerji ve iletişim ağlarının da merkezleridir. Ayrıca savaş, afet ve benzeri olağanüstü hal durumlarında bulunduğu coğrafyada sıhhi/acil tahliye ve toplanma merkezleri olarak da görev alırlar. Bütün bu kritik roller göz önüne alındığında, liman operasyonlarındaki herhangi bir kesintinin, geniş çaplı ekonomik ve güvenlik etkilerine yol açma riski kritik tesis koruması kavramı içerisinde değerlendirilmesini gerektirebilir.

Belirtilen özellikleri ile limanlar, ulusların sağlık, güvenlik, emniyet ve ekonomik refahı için kritik altyapılar arasında yer alır. Bu altyapıları doğal afetler, siber saldırılar, terörizm ve fiziksel hasar gibi çeşitli tehditlerden korumak, küresel ticaretin ve güvenliğin sürdürülebilirliğini sağlamak açısından hayati öneme sahiptir. Limanların olası tehdit ve risklere karşı hassasiyetlerini belirleyip, bu tesisleri dayanıklı ve güçlü hale getirmek, riskleri en aza indirmenin önemli bir parçasıdır.

Bu noktada liman işletmecileri için önemli bir soru, tesislerinin kritik bir tesis olup olmadığı, eğer kritik bir tesis ise önem ve önceliğinin ne olduğudur. O halde öncelikle kritik tesisin tanımını irdelemek gerekebilir.

Kritik altyapı ve tesis tanımı

Birleşmiş Milletler; kritik altyapı ve tesisleri, su gibi yaşamsal ürünlerin tedariklerinin sağlanması, enerji ve ulaşım hizmetleri olarak değerlendirmektedir.

Avrupa Birliği’nin tanımlamasına göre ise kritik altyapı ve tesisler, barındırdığı bilginin özelliği ve ulaşılabilirliği bozulduğunda, can ve mal kaybına, büyük ve telafi edilemez ekonomik zarara, kişisel ve ulusal güvenlik zafiyetine ve kamu düzeninin bozulmasına sebep olabilecek alt sistemleri içeren kompleks ve büyük sistemlerdir .1

Daha kapsamlı bir tanımda ise; "fiziksel veya sanal varlıkları, sistemleri ve ağların, mevcut hassasiyetlerinin istismar edilmesi veya yıkılması halinde, ulusal güvenlik, ekonomik, ulusal halk sağlığı sorunlarının veya bunların herhangi bir kombinasyonunun oluşabileceği, ülke için hayati öneme sahip olduğu düşünülen altyapı ve tesisler kritik olarak sınıflandırılır” şeklinde ifade edilmektedir.

Avrupa Birliği tarafından 2004 yılında yapılan tanımlama temel alınarak, kritik tesis/altyapıya dahil olabilecek sektörler 9 başlık altında kategorize edilmiştir .2

Bu sektörler şunlardır:

1. Enerji kurulumları ve ağları

2. Bilgi ve İletişim teknolojileri ile bağlantılı yapılar

3. Finansman hizmetleri

4. Sağlık hizmetleri ve ilişkili yapılar

5. Gıdanın kendisi, yapıları ve ağları

6. Suyla ilgili altyapılar

7. Ulaşım araçları ve ağları

8. Nükleer, kimyasal, biyolojik maddeler gibi tehlike arz eden maddelerin üretimi, saklanması ve nakliyesi

9. Hükümete ait değerli varlıklar ve işlevler .3

Listeden de anlaşılabileceği üzere kritik altyapı/tesis kavramı sadece enerji ağlarını veya deniz altyapılarını değil, birçok ürün ve hizmetin sunulmasını ve tedarik edilmesini sağlayan alt yapıları da bünyesinde barındırmaktadır.

Bu çerçevede kritik altyapı/tesis kavramı şunları da içerebilir:

1. Elektrik üretimi, depolanması ve dağıtımında ihtiyaç duyulan enerji (petrol, gaz, rüzgar türbinleri, güneş çiftlikleri, nükleer reaktörler, vs.) ve atık yönetimi,

2. Karayolu, demiryolu, hava (uçaklar, havaalanları ve hava trafiği), deniz ve iç su yolu taşımacılığında mümkün olan tüm ulaşım biçimlerini içerecek şekilde ulaşım (Bu ağların ülke sınırlarının ötesine uzandığı göz önüne alındığında, bu bölüm aynı zamanda sınır güvenliği ve gözetimi açısından da önemlidir),

3. İnternet ve bilgi sistemleri (sistem ve fiziksel ağın korunmasının yanı sıra mobil ve sabit telekomünikasyon ile uydular ve navigasyon için de gereklidir),

4. Televizyon ve radyo yayını yapan iletişim sektörü,

5. Barajları içeren su ve atık su sistemleri (kanalizasyon çiftlikleri) ve arıtılmış su temininin izlenmesi ve sürdürülmesi,

6. İnsan tüketimine uygun gıdaların üretilmesi ve ulaştırılmasına yönelik gıda ve tarım lojistik zinciri,

7. Tehlikeli maddelerin üretimi ve depolanmasında dikkat ve yönetim gerektiren kimya endüstrileri,

8. Genel Sağlık ve halk sağlığı, acil servisler,

9. Bankacılık ve ödeme hizmetlerine ilişkin finansal hizmetler,

10. Kritik üretim,

11. Alışveriş, iş, eğlence veya konaklama için büyük insan kalabalıklarını çeken ticari tesisler,

12. Bir ülkenin ulusal kimliğini veya dini değerlerini temsil eden önemli olan ulusal anıtlar,

13. Devlet tesisleri,

14. Askeri silah sistemlerinin, alt sistemlerinin ve bileşenlerinin veya parçalarının araştırılması, geliştirilmesi, tasarımı, üretimi, teslimi ve bakımını sağlayan savunma sektörü.

Bu tanımlamalardan sonra aynı soruyu tekrar soralım; limanımız kritik bir tesis veya alt yapı mıdır? Eğer kritik bir tesis ise limanımızın hangi bölümleri daha kritik ve önceliklidir?

Her liman tesisinin ülke ekonomisine katkısı farklı seviyededir. Bazı liman tesisleri stratejik öneme sahip yükleri elleçlerken, bazı liman tesislerinde daha az değer veya öneme haiz yükler elleçleniyor olabilir, ya da bir liman tesisi ülkeye en büyük ekonomik katma değeri sağlıyorken, bir diğeri minimal kar marjlarıyla işletiliyor olabilir veya söz konusu liman tesisinin coğrafi konumu herhangi bir tehdit karşısında çevresel ve ikincil riskleri ile domino etkisi (veya çığ etkisi) yaratabilecek çok jeostratejik ve kritik bir bölgedeyken, diğeri büyük bir körfezin şehirleşmeden uzak küçük çaplı bir uluslararası liman işletmesi olabilir.Bu durumda hangisi kritik tesistir?

Bu soruları bir süre daha cevapsız bırakarak üç farklı konu ve kavramı gözden geçirelim.

Uluslararası Gemi ve Liman Güvenlik Kodu (ISPS Code)

Bilindiği üzere bugüne kadar dünya üzerinde birçok gemi ve liman, çeşitli tür, çap ve etki yaratan terör saldırısı, sabotaj ve/veya yasa dışı suça sahne olmuştur. Ancak 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’nin Newyork şehrinde Dünya Ticaret Merkezi başta olmak üzere, birkaç kritik tesise yapılan terör saldırıları küresel denizcilik ve limancılık sektörü açısından da bir dönüm noktası olmuştur. Bu trajik olaylar sonrasında uluslararası toplum şu sorulara cevap bulmaya çalışmıştır: Söz konusu teröristler ülkenin çok iyi korunduğu kabul edilen deniz-hava veya kara sınır kapılarından ülkeye nasıl girmişlerdir? Kullanılan patlayıcı madde ve silahları ülkeye bu sınır kapılarından nasıl sokabilmişlerdir? Aynı şekilde hangi ülkenin deniz-hava-kara sınır kapısından kontrol edilmeden, engellenmeden diğer bir ülkeye erişim sağlayabilmişlerdir? Öyleyse, uluslararası deniz sınır kapıları olan limanların zafiyetleri nelerdir? Yetkisiz giriş/çıkışı ve izin verilmeyen maddelerin giriş/çıkışını caydırmak, kontrol altına almak ve önlemek için ne tür tedbirler alınmalıdır?

İşte bu sorular Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Deniz Emniyet Komitesi (MSC) tarafından Uluslararası Gemi ve Liman Güvenlik Kodu (International Ship And Port Facility Security Code-ISPS) ile cevaplandırılarak 1 Temmuz 2004’ten itibaren uluslararası uygulamaya konulmuştur. Bu çerçevede; uluslararası sefer yapan gemiler ve uluslararası gemi trafiğine açık limanların, bu tesisler üzerinden giriş/çıkış yapacak olan insanların, mal ve malzemelerin dolaşımının ve liman tesislerine erişiminin izin ve yetkiye tabi olmasını, bu durumun liman otoritelerince kontrol ve takibini, olası tehdit ve risklerin analiz edilerek, tesislerin zafiyetlerinin giderilmesini, dayanıklılığının fiziki tedbirlerle artırılmasını, tehditleri caydıracak veya bertaraf edecek, riskleri azaltacak tedbirlerin geliştirmesini ve uygulamasını zorunlu kılmıştır.

Görüldüğü üzere ISPS Kodu’nun güvenlik kriterlerinde, limanlar için kritik, stratejik, ekonomik, değerlilik, işleklik, ana/tali olma durumu gibi hiçbir ayırım yapılmamış, sadece “uluslararası gemi seferlerine açık limanlar” olması dikkate alınmıştır.

Bu durumda sorumuzu güncelleyebiliriz, “Liman tesisimiz ISPS’e tabi uluslararası bir liman ama kritik tesis statüsünde midir?” Bu soru da bizleri kritik tesis güvenliğinin ikinci önemli kavramına getirmektedir.

Güvenlik Bölünemez!

“Güvenliğin bölünmezlik” ilkesi aslında en büyük ittifak organizasyonundan, en küçük işletme organizasyonuna kadar temelde aynı anlamı ifade etmektedir. Hiçbir güvenlik ittifakı herhangi bir üye ülkeyi daha önemli adderek, savunmada öncelik veremeyeceği veya önemsiz görerek göz ardı edilemeyeceği gibi, ISPS’e tabi liman tesisleri de her biri en stratejik merkezlere erişim hattı üzerindeki küresel bağlantı noktaları olarak bir diğerinden daha az öneme sahip değildir. Söz konusu liman tesisinin en az yük elleçleyen, yerleşim veya ulaşım hatlarından, hatta diğer tesislerden çok uzakta, adeta izole bir coğrafyada konuşlanmış olması, söz konusu tesisi küresel liman güvenlik ağında daha az önemsenmesi gereken bir algıya yönlendirmemelidir. Bunu sağlamak üzere ISPS Kod kapsamında, liman tesisleri arasında veya merkezi/lokal bir otorite vasıtasıyla güvenliğe yönelik gerekli bilgi paylaşımları yapılmalı, tesisler arasında ve içinde güvenlik farkındalığı ve koordinasyonu en üst seviye tutulmalıdır.

Gelinen noktada uluslararası seferlere açık bir liman tesisinin kritik bir tesis olarak algılanması gerektiği açıkça görülmektedir. Ama bir soru yine de netleştirilmeyi beklemektedir. ISPS’e tabi liman tesisleri arasında kritik tesis olarak bir öncelik olabilir mi? Hangisi ülke çıkarları için daha kritik veya daha stratejiktir? O halde üçüncü kavramdan bahsetmeden önce, varlıkların ve sistemlerin kritikliğinin, önem ve önceliğinin belirlenmesi konusundaki temel bilgileri gözden geçirelim.

Varlıkların ve sistemlerin kritikliğinin, önem ve önceliğinin belirlenmesi

Yarattığı katma değer dikkate alındığında, her tesis, sahibi, işletmecisi ve/veya çalışanları açısından kritik olarak sınıflandırılabilir. Tesisin işleyişini olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü fiziki veya siber saldırı ya da doğal afet, sebep olabileceği çevresel, toplumsal, ekonomik ve siyasal etkilerinin en aza indirgenmesi maksadıyla, güvenlik ve emniyetine yönelik planlamanın yapılması ve tedbirlerin geliştirilmesi önemlidir.

Bu nedenle, ilk adım kritik tesis ve altyapı kavramının tanımlanmasıdır. Bazı ülkelerin tanımlarında kritiklik, ilgili sektörün temel toplumsal işlevlerinin performansıyla ifade edilirken, diğerlerinde hizmet kesintisi veya yıkımın etkileri ile vurgulanır. İkinci aşama kritik sektörlerin önceliklendirilmesidir. Bu aşamada tartışmasız birçok ülke ve sektör tarafından enerji tesis ve alt yapıları genellikle öncelikli olarak değerlendirilmektedir. Üçüncü adım ise önceden tanımlanmış kritik sektörlerin alt grubunda yer alan spesifik tesis ve altyapı listesinin oluşturulmasıdır.

Kritik tesis ve altyapı varlıklarının korunmasını değerlendirmek ve önceliklendirmek için dört farklı bileşene ait sorunun cevaplandırılması gerekir;

1. Kritiklik: Varlık ne kadar önemlidir?

2. Güvenlik açığı: Varlık gözetim veya saldırıya ne kadar duyarlıdır?

3. Yeniden yapılanma yeteneği: Verilen zarardan kurtulmak ne kadar zor olacak?

4. Tehdit: Bu varlığa saldırı olasılığı nedir?

Bu soruların içinde tarafımızdan kontrol edilemeyecek tek faktör tehdittir. Bu nedenle mevcut tehdit senaryoları içerisinde olasılığı ve yaratacağı etkisi en yüksek (en tehlikeli) olan potansiyel tehdit senaryonun tanımlanması ve tedbirlerin en az bu tehdidi karşılayacak şekilde geliştirilmesi gerecektir.

Günümüzde, kritik tesis ve alt yapılara yönelik olasılığı en yüksek ve tehlikeli tehdit senaryosunun, asimetrik yapısı, sürpriz tesiri ve barış koşullarında bile maruz kalınma riski göz önüne alındığında, terörizm olduğu görülmektedir.

Hedef alınacak tesis/altyapının o ülke için ne kadar kritik veya hayati olduğunu ise eylemin yaratacağı etkinin büyüklüğü, sürekliliği, oluşacak zararın telafi edilebilirliği, alternatif çözümlerin bulunup bulunmaması ve dolaylı etkileri gibi faktörler ortaya koymaktadır. Öyleyse kritik alt yapı ve tesislerin belirlenmesi ve sınıflandırılması her ülke için farklı olabilecektir.

Ülkelerdeki tüm tesis ve altyapılar için yapılacak stratejik ölçekli ve makro değerlendirmeler kapsamında, kritik tesis/altyapı önem ve öncelik kriterleri olarak kullanılan bu değerlendirme Limanlar için de geçerli olabilir mi? Uluslararası seferlere açık, ISPS Kod’a tabi limanların kritik tesisler hiyerarşisi, yani önem ve önceliklendirilmesi konusu bizi klişe olduğu kadar çok hayati üçüncü kavrama getirmektedir.

Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür!

Buraya kadar, ISPS Kod’a tabi limanların müstakil güvenlik ve risk değerlendirmeleri yapma, bunların sonucuna göre tehdit ve riskleri caydırıcı-azaltıcı-önleyici tedbirleri içeren plan ve prosedürleri geliştirme, bu bilgilerin merkezi/lokal otoriteler üzerinden veya doğrudan paylaşım ve koordinasyonu ile güvenliğin herhangi bir ayırım yapmadan tüm limanları kapsaması gerektiğini algılamaya çalışmıştık.

ISPS Kod’a tabi limanların kritik tesis ve alt yapı olarak önem ve öncelik derecesinin belirlenmesi konusuna bir örnek ile açıklık kazandıralım. Bir körfeze kurulmuş ülkenin en büyük petrol rafineri limanı, hemen yanında yine sıvı yük elleçleyen küçük bir liman, onun da yanında ülkenin en büyük konteyner limanı olduğunu düşünelim. İki büyük liman en üst gelişmiş protokolleri, teknolojileri ve tedbirlerini uygularken, ortadaki küçük liman da nispeten daha az sayıda personel, kısıtlı güvenlik yatırımları, düşük bütçeli bakım onarım faaliyetleri ve tedbirleri ile asgari standartları sağlamaya çalışıyor. Bu durumun sonucu oluşması muhtemel bir güvenlik açığının sadece küçük limanı etkilemeyeceği açıktır. Kaldı ki güvenlik açığı diğer tesislere yönelik istihbarat toplama, sızma, sabotaj, terör saldırısı, siber saldırı veya diğer güvenlik senaryoları şeklinde uygulanabileceği gibi, bu tesis kullanılarak ülke içindeki veya diğer ülkelerdeki diğer stratejik hedeflere erişim ihtimali de söz konusu olabilecektir.

Bu durumda her limanı deniz sınır kapılarımızdaki güvenlik zincirinin bir baklası olarak kabul ettiğimizde, zincirin en zayıf baklası kadar güçlü olabileceği açıkça görülmektedir.

Bu nedenle limanların güvenliği ISPS Kod ile ortaya konulan ortak standartlar ile oluşturulmaktadır. Bu durumun sürdürülebilirliğini tesis etmek için ise merkezi ve yerel otoritelerce her liman tesisinin güvenliğine eşit önem ve öncelik atfedilmesi, tesisler arasındaki güvenlik bilgi paylaşımlarının sağlanması, planlı denetimlerin etkin bir şekilde yapılarak düzeltici tedbirlerin alınması ve liman personelinde güvenlik farkındalığının canlı ve güncel tutulması son derece önemlidir.

Sonuç olarak;

Kritik tesis ve altyapılar, toplumsal hayatın devamlılığı, sosyal düzenin korunması, ulusal güvenliğin sağlanması ve refahın gelecek kuşaklara aktarılması için hayati değerlerdir. Bu nedenle kritik tesis ve altyapıların güvenliği ve devamlılığının sağlanması için bütünsel bir yaklaşım zorunludur.

Günümüzde terörizm ve siber saldırılara karşı hassasiyeti bilinen kritik altyapı ve tesislerin sürdürülebilir güvenlik stratejileri, taktik ve teknikleri ile korunması ve bunun için gerek ülke kurumları arasında ve gerekse uluslararası iş birliğinin tesis edilmesi gereklidir.

Denizcilik kritik altyapısının korunması, küresel ekonominin işleyişi, ulusal güvenlik ve kamu güvenliği için hayati öneme sahiptir. Enerji güvenliğini sağlamak, denizaltı iletişim kablolarını korumak ve limanları güvence altına almak, koordineli çabalar ve güçlü stratejiler gerektirir. Gelişmiş teknolojilerin entegrasyonu, uluslararası iş birliği ve ortaya çıkan tehditlerin sürekli değerlendirilmesi, denizcilik altyapılarının dayanıklılığını artırmak için esastır.

Uluslararası gemi seferlerine açık limanların tamamı, çeşitli tehditlere karşı sağlam bir koruma gerektiren kritik altyapılardır. Limanların güvenlik ve dayanıklılığını sağlamak için merkezi otorite tarafından kontrol ve koordine edilen bir planlama dahilinde, mutlaka gerçekçi bir risk değerlendirmesi yapılmalı ve buna uygun fiziksel güvenlik, siber güvenlik, çevresel koruma, acil durum hazırlığı ve uluslararası iş birliğini içeren kapsamlı bir yaklaşım sağlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki bir zincir en zayıf baklası kadar güçlü ve dayanıklıdır.

KAYNAKLAR

1 - https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1456164

2 - KAYTEK | KAMU YÖNETIMI VE TEKNOLOJI DERGISI

3 - EU COM, 2004

Adres

Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul