Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
LİMANLARDA SAĞLIK EMNİYET VE ÇEVRE YÖNETİMİ: YASAL DÜZENLEMELER VE UYGULAMALAR
A. Giriş
Denizyolu taşımacılığı, limanlar açısından vazgeçilmez bir altyapı unsurudur. Günümüzde artan deniz trafiği, taşınan tehlikeli ve zararlı yüklerin çoğalması, maliyetli liman inşaatları ve altyapı donanımlarının gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, limanların ve buralarda çalışanların güvenliğinin sağlanması büyük bir önem taşımaktadır.
Denizyolu taşımacılığının diğer taşımacılık türlerine kıyasen çevresel etkileri daha düşük olmakla birlikte, limanlarda meydana gelen kazaların çalışanlara ve çevreye zarar verme riskini azaltmak ve bu tür olumsuzluklarla mücadele edebilmek sağlık, emniyet ve çevreyi korumaya yönelik tedbirlerin alınması ile mümkündür. Emniyetin belirli bir seviyede tesis edilebilmesi, yalnızca etkili bir yasal mevzuatın uygulanması ve bu mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilen denetimlerle sağlanabilir. Bu nedenle, liman güvenliği için yasal düzenlemelere tam uyum ve etkin denetim mekanizmalarının devreye sokulması, sürdürülebilir ve güvenli liman işletmeleri için hayati önem taşımaktadır. İşbu yazımızda Limanlarda Sağlık, Emniyet ve Çevre Yönetimi (“ SEÇ Yönetimi ” ) konusu, ulusal ve uluslararası alanda yapılan düzenlemeler çerçevesinde genel hatlarıyla ele alınacaktır.
B. Limanlarda SEÇ Yönetimi Nedir?
Limanlarda SEÇ yönetimi; liman alanlarında gemi, yük ve konteynerlerin tahsisi, sıralanması ve işletilmesiyle ilgili süreçlerin yönetilmesidir. Bu süreçler, yalnızca ticari işlemleri değil, aynı zamanda çevresel, güvenlik ve gümrük düzenlemeleri gibi faktörleri de içerir. Liman işletmecileri, devlet otoriteleri ve diğer paydaşlar arasında koordinasyonu sağlayarak yüklerin verimli bir şekilde taşınmasını ve liman faaliyetlerinin güvenli bir şekilde yürütülmesini amaçlar.
C. Türk Hukukunda SEÇ Yönetimi Çerçevesinde Yapılan Düzenlemeler
C.1. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
30/6/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (“ İSGK ”) işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Bu kapsamda; limanlar ve limanlar nezdinde yürütülen faaliyetlerin riskli çalışma alanları olması sebebiyle “tehlikeli” ve “çok tehlikeli” işyeri sınıfında yer alan liman işletmelerinde, iş sağlığı ve güvenliği bilincinin artırılması, işverenler tarafından işçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanmasına azami özen gösterilmesi ve mevzuata uygun ve uyumlu hareket edilmesi SEÇ Yönetimi uygulamalarında elzemdir.
C.2. 2872 Sayılı Çevre Kanunu
11/8/1983 tarihli ve 18132 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2872 sayılı Çevre Kanunu bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Çevre Kanunu, limanlarda SEÇ Yönetimi’nin yapı taşlarından birini teşkil etmektedir.
Çevre Kanunu’nun cezai hükümlere ilişkin beşinci bölümü altında idari nitelikte cezaları düzenleyen 20. maddesinde; liman, tersane, gemi bakım-onarım, gemi söküm, marina gibi kıyı tesislerinin, kendi tesislerinde ve gemi ve diğer deniz araçlarında oluşan petrollü, yağlı katı atıklar ve sintine, kirli balast, slaç, slop gibi sıvı atıklar ile evsel atıksu ve katı atıkların alınması, depolanması, taşınması ve bertarafı ile ilgili işlemleri ve tesisleri yapmak veya yaptırmakla yükümlü oldukları ayrıca düzenlenmiştir. Maddede sayılan yükümlülüklerin ihlali halinde idari para cezası yaptırımı uygulanmaktadır.
C.3. 618 Sayılı Limanlar Kanunu
20/04/1925 tarihli ve 95 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 618 sayılı Limanlar Kanunu, Türkiye’deki liman işletmeciliği ve yönetimi ile ilgili temel düzenlemeleri içeren bir kanundur. Limanlar Kanunu’nun 7. maddesinde liman başkanlığı, idari sorumluluk sahasında bulunan gemilerin; seyir, can, mal, çevre güvenliği ve emniyet bakımından ciddi tehlike oluşturabileceği durumlarda, gemi veya deniz aracı hakkında herhangi bir mahkeme kararı, adli veya idari tedbir olsa dahi, geminin emniyetli bir yere nakli de dâhil olmak üzere her türlü tedbiri almaya yetkili kılınmıştır. Keza Ek Madde 1 hükmü kapsamında; Türkiye deniz yetki alanlarında, su yollarında ve iç sularda verilecek kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetlerinin kamu yararı ve sorumluluğu önceliğiyle, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi gözetilerek seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre emniyeti ve güvenliği odaklı olarak yürütülmesi esas kılınmıştır.
C.4. 3621 Sayılı Kıyı Kanunu
17/4/1990 tarihli ve 20495 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu; deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir. SEÇ Yönetimi kapsamında çevreye ilişkin prosedürleri düzenleyen Kıyı Kanunu su kaynaklarının korunmasında aktif rol oynamaktadır.
C.5. 5312 Sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun
11/3/2005 tarihli ve 25752 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5312 Sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun’da, deniz emniyetinin sağlanması ve deniz kirliliğinin önlenmesi konusundaki uluslararası hukuk ve iç hukuktan doğan hak ve yükümlülükler göz önünde bulundurularak; acil durumlarda gemilerden ve kıyı tesislerindeki faaliyetlerden kaynaklanan kirlenme tehlikesini ortadan kaldırmak veya kirlenmeyi azaltmak, sınırlamak ve gidermek üzere uygulanacak müdahale ve hazırlıklı olma esasları ve olay sonucu ortaya çıkan zararların tespit ve tazmin esasları belirlenmiştir.
Kanun kapsamında tüm gemi ve kıyı tesislerinin sorumlu taraflarına; olayın meydana gelmesinin önlenmesi, olayın meydana geldiği durumlarda ise zararın azaltılması, giderilmesi, sınırlandırılması amacıyla hazırlıklı olma ve koruyucu önlemler de dahil uluslararası hukukun öngördüğü ve seyir, can, mal ve çevre emniyetinin gerektirdiği yükümlülüklere ilişkin tüm tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Gemi ve kıyı tesislerinin sorumlu tarafları, kirlenmenin veya kirlenme tehlikesinin neden olduğu; temizleme masraflarını, koruyucu önlemlere ilişkin masrafları, canlı kaynaklar ve deniz yaşamına verilen zararları, bozulan çevrenin yeniden oluşturulması, toplanan atıkların taşınması ve bertarafı için yapılacak masrafları, geçim için kullanılan doğal ve canlı kaynaklarda meydana gelen zararları, özel mallardaki zararları, şahısların yaralanması ve ölümünden kaynaklanan zararları, gelir kayıplarını, gelir ve kazanç kapasitelerine verilen zararları ve diğer kamu zararlarını tazmin etmekte müteselsilen sorumlu kılınmıştır.
C.3. Limanlar Yönetmeliği
31.10.2012 tarihli ve 28453 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Limanlar Yönetmeliği’nin amacı; liman başkanlıklarının liman idari sınırları ve sahası ile demirleme sahalarını belirlemek, idari sahadaki gemilerin veya deniz araçlarının seyir, demirleme veya kıyı tesislerine yanaşma, bağlama veya ayrılmalarında uyulacak kurallar ile her türlü yük ve yolcunun tahmil ve tahliye yöntemlerini, yer ve zamanlarını, gemilerin veya deniz araçlarının bildirimlerini, kılavuzluk ve römorkörcülük ile ilgili gereklilikler ile idari sahadaki seyir, can, mal, çevre güvenliği ve emniyeti ile disiplinin sağlanmasına ilişkin gereklilikleri ve diğer ilgili hususlarının düzenlenmesidir. 618 sayılı Limanlar Kanunu’na dayanılarak hazırlanan işbu Yönetmelik uygulama bakımından hayati önem taşımaktadır.
C.6. Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği
26/12/2004 tarih ve 25682 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ile Türkiye'nin deniz yetki alanlarında bulunan gemilerin ürettiği atıklar ile yük artıklarının denize verilmesinin önlenmesi ve deniz ortamının korunması maksadıyla, yükümlüleri tarafından atık kabul tesislerinin kurulması ve işletilmesi ile atık alma gemilerine ilişkin usul ve esasları belirlenmiştir.
C.7. Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ ÇED ”); gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade etmektedir. 29.07.2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, ÇED sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları düzenleme amacıyla 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
D. Uluslararası Alanda SEÇ Yönetimi Çerçevesinde Yapılan Düzenlemeler
Denizcilik sektörü, doğası gereği uluslararası bir nitelik taşır ve bu nedenle ulusal mevzuatın yanı sıra uluslararası düzenlemelerle de sınırları belirlenmektedir. Türkiye, 1958 yılından itibaren üyesi olduğu Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (“ IMO ”) denizel çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla oluşturduğu çeşitli düzenlemelere taraf olmuştur.
IMO’nun deniz kirliliğinin önlenmesi ve çevrenin korunması için oluşturduğu düzenlemeler, küresel denizcilik faaliyetlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik geniş bir çerçeve sunar. Bu düzenlemeler deniz kirliliğini önlemek, gemilerdeki hava ve su kirliliğini azaltmak, deniz ekosistemlerini korumak ve çevre dostu teknolojilerin kullanımını teşvik etmek amacına matuftur. IMO öncülüğünde deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik kabul edilen ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası düzenlemelerin bir kısmına aşağıda yer verilmektedir.
D.1. MARPOL Sözleşmesi
1973 yılında çıkarılan ve 1978 yılında revize edilen, Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme (“ MARPOL 73/78 ”), deniz kirliliğiyle ilgili uluslararası bir sözleşmedir. Türkiye, MARPOL 73/78 Ek-I, Ek-II, Ek-III, Ek-IV, Ek-V ve Ek-VI'ya taraf olmuştur. MARPOL 73/78’in denizlerin kirliliğinin önlenmesi ile ilgili kuralları altı farklı başlık olmak üzere ekler halinde açıklanmaktadır. İşbu altı ek, aşağıdaki şekildedir:
Ek I: Petrol ve petrol atıklarının denize boşaltılmasını yasaklar.
Ek II: Tehlikeli sıvı maddelerin denize dökülmesini engeller.
Ek III: Zararlı maddelerin paketlenmesi, etiketlenmesi ve taşınmasını düzenler.
Ek IV: Gemi atıklarının yönetimi ve arıtma sistemlerine dair kuralları içerir.
Ek V: Katı atıkların denize dökülmesini yasaklar (örneğin, gemi atıkları, plastik atıklar).
Ek VI: Gemilerin hava kirliliği (karbon salınımı, kükürt oksitler vb.) ile ilgili emisyonlarını kontrol eder.
MARPOL 73/78, gemilerden kaynaklanan kirliliğin bertarafı konusunda dünya genelinde en çok kabul görmüş sözleşmedir. Ulusal ve uluslararası sularda sefer yapan bütün deniz araçları, MARPOL 73/78 Sözleşmesi'nin hükümlerini yerine getirmekle yükümlü olup deniz çevresinin korunmasına katkı sağlamaları gerekmektedir.
D.2. Petrol Kirliliğine Hazırlık, Müdahale ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Sözleşme (“OPRC”)
1990 yılında kabul edilen ve denizlerdeki petrol kirliliği ile mücadelede uluslararası iş birliğini teşvik etmeyi amaçlayan OPRC, denizcilik sektöründe meydana gelen petrol kirliliği felaketlerine karşı hazırlıkların yapılması, hızlı ve etkili müdahale sistemlerinin oluşturulması ve uluslararası iş birliğinin sağlanmasını hedeflemiştir. İşbu uluslararası sözleşme ile taraf devletlerin gemilerin ve kıyı tesislerine, araçların ve tesislerin uygun ekipmanla donatılması ve kirliliğin oluşması ihtimaline karşı acil durum planı hazırlama yükümlülüğü getirilmiştir.
E. Sonuç
Denizyolu taşımacılığının önemli bileşenlerinden birini teşkil eden limanlar, yoğun kullanım ve stratejik konumları nedeniyle çevresel sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Ayrıca denizcilik sektörü uluslararası yürütülen faaliyetleri havi olduğundan, bir IMO üyesi olan Türkiye de çevreyi koruma, seyir, mal ve can güvenliği sağlama amacı güden uluslararası sözleşmelerin tarafı olmuş ve kanun, yönetmelik ve genelge gibi düzenlemelerle iç hukukumuz uluslararası mevzuata uyumlu hale getirilmiştir. Liman işletmeleri nezdinde görülen tüm hizmetlerde SEÇ Yönetimi’nin yukarıda yer verilen yasal mevzuata uygun yürütülmesi; can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi, çevre kirliliğinin engellenmesi, ayrıca işletmelerin ilgili yasal düzenlemelerde öngörülen idari yaptırımlara maruz kalmaması için büyük önem taşımaktadır.
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul