Adres
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul
Uzun yıllar bilimsel bir tez olarak algılanan “Küresel Isınma” dünyanın her yerinde görünen iklim değişikliği etkileri ile gözle görünür bir gerçek olarak ortaya çıktı. Küresel ısınmanın nedeni olarak çoğunlukla fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan atmosfere yayılan karbondioksit (CO2), metan (CH4), nitröz oksit (N2O), Ozon (O3) gazları olduğu belirlendi. Ancak sanayileşme ve büyüme ile artan enerji ihtiyacının fosil yakıtlardan karşılanması sonucu ortaya çıkan sera gazları salınımının kısıtlanması ülkelerin gelişmelerini kısıtlayacağı için ülke bazında tek taraflı önlemlerin alınması uzun yıllar kabul görmedi. 1900 lü yılların başında başlayan küresel ısınma yüzyılın başına göre 1 C dereceyi geçtiğinde sıcaklık artışının azami 2 derece olması gerektiği, daha yüksek sıcaklık artışlarının küresel felaketlere yol açabileceği görüldüğünde uluslararası düzenlemelerin yapılması gerekince, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 1992 yılında imzalandı ancak yaptırımlarının yetersizliği nedeniyle etkisi son derece sınırlı kaldı.
Küresel ısınmaya bağlı çevre etkilerinin artması ile kamuoyunda oluşan baskı, bilimsel kuruluşların uyarıları ile UNFCCC yıllık gözden geçirme toplantılarında ek anlaşmalar hazırlandı. 1997 yılında imzalanan Kyoto protokolü gelişmiş ülkeleri, 2015 yılında imzalanan Paris anlaşması tüm dünya devletlerini sera gazları salınımlarında azaltıma gitmeleri konusunda yükümlülükler altına sokmaya başlamıştır. Türkiye 7 Ekim 2021 tarihi ile Paris anlaşmasını onaylayarak, sera gazları azaltımı taahhütlerini vermeye başlamıştır. Ülkemizin sera gazı taahütü 2030 yılı ile oluşacak sera gazları salınımını % 21 azaltmak olarak belirlenmiş, 2022 yılında bu hedef % 41’e çıkarılmıştır. Bu durum tüm sanayi ve ticaret sektörlerinin emisyonlarının ölçülmesi ve azaltılması gereksinimi ortaya çıkarmaktadır.
Limanların kendi enerji kullanımlarının karbonsuzlaştırılması için yenilenebilir enerji kullanımları önem kazanmaktadır. Bu amaçla çatı üstü veya mümkün olan alanlarda güneş enerji santral ile enerji üretilmesi, liman içinde enerji kullanan araçların elektrik enerjisine dönüştürülmesi ülke hedefleri açısından limanların katkılarını oluşturmaktadır. Ayrıca uzun vadede deniz araçlarının da yenilenebilir enerji veya yeşil enerji kaynakları ile tahrik edilmesi hedeflenmektedir.
Sanayileşme, büyüme ve ekonomik gelişmenin sera gazları salınımı arttırması ilişkisine karşı çıkan kamuoyu baskısı, fosil yakıtlara bağlı olmanın getirdiği politik riskler Avrupa Birliğini yeni bir ekonomik düzen arayışına itmiş, ve 1999 yılında “Yeşil Mutabakat” olarak adlandırılan Avrupa Birliğinin 2050 yılı ile karbon salınımsız bir kıta olmasını hedefleyen yeni yaklaşımı yayınlanmıştır. Yeni yaklaşımda emisyonların sınırlandırılmasının yanında, temi ve yenilenebilir enerji, fosil yakıtların kullanımında kirleten öder prensibinin benimsenmesi, sürdürülebilir akıllı ulaşım, dijitalleşme, döngüsel ekonomi adı verilen minimum kaynak kullanımı ve geri dönüşümlü malzeme kullanımı kavramları da getirilmiştir.
Düşük emisyonlu üretim için daha pahalı enerji temini gerekmekte olup, AB üreticilerinin rekabet dezavantajları yaratacak ve üretimin AB dışında emisyon sınırlamaları olmadan yapılıp ürünlerin AB ye ithali sonucunu doğuracaktır. Avrupa Birliği bu dönüşüm uygulandığında kendi üreticisi ve sanayisini koruyabilmek için, AB sınırları içindeki üretim gibi AB ye ithal edilen ürünlerde emisyon sınırlamalarına tabi olmasını yeşil mutabakatın parçası olarak kabul etmiştir. AB sınırları içinde üretimde karbon emisyon sınırlamaları ve yüksek karbon emisyonu ile üretimin piyasa tedbirleri adı verilen ücretli karbon emisyon izinleri alınarak yapılmasını “Emisyon Ticaret Sistemi” (ETS) ile düzenlenmiştir. AB dışında yapılan üretimin AB ye ithali sırasında karbon emisyonları için fiyatlandırılmasını da “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması” (SKDM-CBAM) ile düzenlemiş bulunmaktadır. Ayrıca AB diğer ülkeleri yeşil dönüşüme teşvik etmek için kendi sınırları içinde AB eşdeğeri ETS kuran ve üretimlerindeki karbon emisyonlarını fiyatlandıran ülkelerden yapılan ithalatlarda SKDM karbon fiyatlandırmasını sadece aradaki fark kadar uygulayacağını ilan etmiştir. Dolayısı ile AB’ne ihracat yapan ülkeler AB ETS sistemini uygulamak zorunda kalmaktadır. Bu sistemde ürünlerin hammadde aşamasından tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen emisyonların dikkate alındığı karbon ayak izi belirlemesi önemli yer tutmaktadır.
AB ayrıca kendi sınırları içinde uyguladığı Emisyon Ticaret Sistemine limanlarına gelen gemilere de emisyon izni satın alma zorunluluğu getirmiş olup, uygulama 1 Ocak 2024 ten itibaren başlayacaktır. Sistemde herhangi bir AB dışı limandan AB limanına, AB limanından AB dışı limana yapılan tüm sefer boyunca gerçekleşen emisyonların % 50 si, AB limanlarında ve AB limanları arasında yapılan seferlerde gerçekleşen emisyonların % 100 2ü karşılığı emisyon izni satın alma gereksinimi bulunmakta, emisyon olarak karbondioksit, metan ve nitröz oksit dikkate alınmaktadır. Regülasyonun uygulamasında uzak sefer yapan gemilerin AB’ye yakın limanlara uğrayarak emisyon miktarını azaltmanın önüne geçmek için, AB limanlarından 300 deniz miline kadar mesafedeki AB dışı konteyner limanlarındaki yükleme boşaltmalar dikkate alınmadan tüm seferin emisyonları dikkate alınmaktadır.
AB havacılık ve denizcilik yakıtlarının karbon içeriklerinin azaltılarak sera gazları salınımlarının azaltılması için regülasyonlar hazırlamıştır. Denizcilik için FuelEUMaritime regülasyonu, yakıt karbon içeriğinin 2024-2050 yılları arasında azaltımını hedeflemekte olup, 2025 te % 2 ile başlayan içeriğin 2050 de % 75’e varması istenmektedir. Bu değişim ilk yıllarda e-yakıt veya biyo-yakıtların kullanımı ile çözülebilse de ileriki yıllarda hidrojen veya türevleri olarak adlandırılabilecek amonyak, metanol gibi yeşil yakıtlara geçişi zorunlu hale getirmektedir. Hidrojen halihazırda kahverengi yakıt adı verilen fosil yakıtlardan üretiliyor ise de, hedef ilk aşamada mavi yakıtlar adı verilen karbon yakalama ile donatılmış tesislerde üretilmesi, uzun vadede ise yenilenebilir enerji kullanılarak hidroliz veya benzeri metotlar yeşil yakıtların üretilmesidir.
Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO Denizciliğin sera gazları azaltımı için uluslararası sefer gemilere has bir dizi regülasyon çıkarmış olup, 1 Ocak 2023’ten itibaren uygulanan “Karbon Yoğunluk Göstergesi” (CII) gemilerin bir yıl içinde ortalama bir ton kapasitenin 1 mil mesafeye taşınması sırasındaki karbondioksit emisyonlarının sınırlanmasını içermektedir. Bu sınırlama her yıl azaltılacak olup, 2023-2027 arası azaltım % 11 dir. Yıllık katedilen mesafenin formülasyonda olmasından dolayı limanlarda veya demirde fazla kalan gemilerde CII göstergesi benzer gemilere göre yüksek çıkmaktadır. Bu durum limanlarda demirde kalmadan yanaşma, kısa sürede yükleme boşaltma yapan limanların tercih edilmesine yol açacaktır.
Ayrıca CII göstergesinde geminin yakıt sarfiyatı baz alındığı için limanlarda karadan elektrik alan gemilerin CII göstergeleri daha düşük olmakta, limanların “Cold Ironing” tesisleri kurması için baskı oluşturmaktadır. AB 2030 yılı ile AB konteyner ve yolcu gemisi limanlarında karadan elektrik almayı zorunlu hale getiren kurallar kabul etmiştir.
Limanlar genelde şehir yerleşim bölgelerinin dışında kurulsalar da zamanla şehir içlerinde kalabilmekte, dolayısı ile liman bölgesindeki deniz ve hava kirliliği için kaynak gösterilebilmektedirler. Limanlarda deniz ve hava kirliliği için temel neden gelen gemiler olarak ortaya çıkmakta, gemilerde kullanılan ağır yakıt kaynaklı emisyonlar düşük gemi hızları nedeniyle efektif yanma gerçekleşmemesi nedeniyle yüksek oranda havaya yayılmaktadır.
Son yıllarda IMO da gemilerden su altı gürültüsünün özellikle liman yaklaşımlarında azaltılması konusunda görüşmeler devam etmektedir. Su altı canlılarına ve özellikle yunus ve balinalara zarar veren su altı gürültü azaltım istekleri liman bölgelerinde çalışacak servis teknelerinin tahrik sistemlerinde değişikliklere yol açacaktır.
Tüm bu yeşil dönüşüm faaliyetleri yeni yenilenebilir enerji üretim tesis yatırımlarına bağlı görünmektedir. Yeni alternatif yakıtların üretimi daha çok enerji ihtiyacı getirmekte ve bu enerjinin biyolojik kaynaklar, rüzgar, güneş ve dalga enerjisinde elde edilmesi planlanmaktadır. Özellikle AB tarafında çok yüksek kapasiteli deniz üsütü rüzgar santral projeleri başlamış olup, bu tesislerin üretimi tersaneleri, bakım-tutum ve destek faaliyetleri ise deniz kenarı lojistik merkezlerin oluşumunu zorunlu kılmaktadır.
Limanlara Etkiler
2023-2030 yıllar arasında limanlarda yeşil dönüşüm nedeni ile beklenen temel değişiklikler aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir :
Bu çerçeveden bakıldığında limanların yeşil dönüşümü önemli miktarda yatırımları gerektirmektedir. Bu yatırımların fizibilitesi sadece limanlara bağlı olmayıp, gemi talepleri, ulusal ve uluslararası regülasyonlar, finans kuruluşlarının yeşil dönüşüm yaklaşımlarına bağlıdır.
Şekil 1: Yakıtların karbon salınımlarına göre sınıflandırılması
Şekil 2: Yeşil liman bileşenleri
Merdivenköy Mah. Nur Sk.
Business İstanbul Sitesi A Blok No:1A
34732 Kadıköy, İstanbul